Zülfü Livaneli, İsveç'te parasızlık çektikleri dönem Yaşar Kemal'in güzel kokulu sabunları sepete doldurmasını anlatıyor.

Zülfü Livaneli 44 yılı birlikte geçen "Kötü günler gördük, iyi günler gördük; gurbet acısı, ölüm acısı, parasızlık, hapis, linç, zulüm gördük" dediği Yaşar abisiyle (Kemal) bir anısını anlatıyor...

 

Sabun alış verişi

İsveç’te parasızlık yılları. Benim durumum daha içler acısı ama onun da sınırlı parasını idareli harcaması gerek.
NK denilen lüks mağazadaki sabun satılan bölüme girdik.
Güzel kokan cicili bicili sabunlar; hepsi bir moda firmasının adını taşıyor ama ateş pahası.
Yaşar abi bu sabunlardan üçer beşer atıp sepeti doldurmaya başladı. Ne yaptıysam engel olamadım; hesabı ödeyip çıktıktan sonra bana ‘’Şaşırma!’’ dedi ve şunları anlattı:

Dayanamadım yahu!

Çocukken köyden kaçıp Kadirli’deki akrabalarının yanına gitmiş. Banyoyu yakmışlar, bir kalıp da sabun vermişler. Gürül gürül akan sıcak suyla o sabun Yaşar abinin o kadar hoşuna gitmiş ki bir kalıp sabunu neredeyse eritmiş. Çıkınca da bu yüzden hatırı sayılır bir dayak yemiş. Bu yüzden 'Dayanamadım aldım yahu' diyordu. O günden beri sabunlara düşkünüm.

SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ...

Bi'SORU DAHA?

Asıl engelli kim?

Çocuğunu körler okuluna götüren gözleri görmeyen bir annenin yolda başına gelenler... Yürekleri burkan ama bir o kadar da düşündüren bir hikaye...

Öğrenci Albert Einstein'ın profesörle diyaloğu nasıldır?

Albert Einstein öğrenciliği döneminde, profesörle Tanrı-şeytan tartışmasına girer. Karanlık, soğuk ve şeytan sorgulamaları yapılır. Hikayeye bir...

Ferrari'sini yıkayan Ömer'in hikayesi nasıldır?

Yıkamacıda haftalık ücretle çalışan işçi Ömer'in Ferrari'yi yıkama hikayesi ve sonrasındaki şaşkınlığı nedir? O Ferrari kime aittir?

Baba ile oğlunun kuş hikayesi nasıldır?

Baba oğluna ağaçtaki kuşu gösterir ve onun ne olduğunu defalarca sorar. Oğlu bu duruma sinirlenir. Baba ise ona bir şey gösterir...