Yörük Ali nerede doğmuş ve yaşamıştır? Yörük Ali askerden neden kaçmıştır? Yörük Ali'nin Kurtuluş Savaşı'ndaki kahramanlık hikayesi nasıldır?

1896 yılında, Aydın ili Sultanhisar ilçesi Kavaklı köyünde doğar Yörük Ali.

Babası İbrahim oğlu Abdi arkadaşını korumak için katıldığı bir kavgada ölür ve annesi Fatma Kadın tekrar evlenir. Yörük Ali kahvelerde ekmek arası kebap satan üvey babayla büyür.

Yörük Ali çocukluğunu yaşayamaz, gündüzleri mangal başında gece de koyunlara bakar.

 

Askere çağrılan Yörük Ali, seve seve gider. İzmir 5. depo alayında, Ermeni bir subaydan dayak yiyince kışladan kaçar, firari olduğu için dağa çıkar. Yanık Efe'ye (Halil İbrahim Efe) katılmak ister ancak toy ve cüssesiz bulunur alaya alınır. Bu kez medrese mezunu şair ruhlu Alaiyeli Molla Ali'nin yanına gider ve kabul görür. Yörük Ali ondan çok şey öğrenir, 'Efe'sini örnek almaya bakar. Tam beş yıl yöreyi harmanlar, cesareti ve zekâsıyla yükselmeye başlar. Molla Ali vurulunca arkadaşları onu (ki henüz 23 yaşındadır) çete başı yaparlar.

Yörük Ali, zalimleri bulur ve façasını bozar. Aç doyurur, yolcu ağırlar, yoksul kızlara çeyiz yapar, fukara oğlanlara düğün kurar. Halk tarafından sevilir sayılır.

Mondros Mütarekesinin ardından memleketin üzerinde kara bulutlar dolanmaktadır.

Ordularımız dağıtılır, silahlarımız alınır. Yunan istilası başlar. Adamlar ellerini kollarını sallayarak İzmir'e çıkar, Aydın, Nazilli derken Denizli'ye ulaşır. İzmir Metropoliti Hırisostomos'un öncülüğünde kan döker, katliam yaparlar. Çanakkale Savaşından sonra ortalıkta genç kalmaz, topraklar ekilip biçilemez, mevcut harmanları da Yunan yakar.

 

Bebeler açlıktan telef olur, anaları sıtmadan kırılırlar. Denizli'nin az çok direnecek gücü bulunursa da Aydın çok zayıftır. Sözde 57. Fırka vardır, ancak mevcudu 300'e varmaz. Bunlar da muharip değil, seyis, katip, aşçıdırlar. Miralay Mehmet Şefik Bey, Menderes'in güneyinde 'Andon Ağa' adlı bir Rum'un çiftliğine çekilir, askerlerini zor günlere saklar. En acısı da millet yeis içindedir, mücadele azmi bulunmaz.

15'lik kızın tokat gibi cevabı

O gün Yörük Ali, atına biner, ardında sıra sıra kızanlar. Mahmuzları vurur, küheylanları şahlandırırlar. Nasıl bir nal sesi, ortalık toz duman... Bakın şu işe ki henüz 15'inde bir kız yolu ortalamış gelmektedir karşıdan... Omzunda güğüm, elinde bakraç filan... Ama hiç umursamadan "Erkek misin?" der.

Yörük Ali dizginlere asılır, çarpmasına ramak kalır. At adeta fren yapar. Halbuki bu diyarda kadınlar kenara çekilmek zorundadır.

Yörük Ali öfkeyle sorar:

- "Sen erkeğe yol verilceğni bilmiyonnu gız?"

Cevap tokat gibidir:

- "Af edersiniz siz erkek misiniz?"

Yörük Ali:

- "Ne biçim konuşuyon len?"

15'indeki kız:

- "Gavur melmekete girmiş. Asıyo, kesiyo, tecavüz ediyo. Beyimiz keyfince at gezdiriyo. Tüh senin kalıbına. Gören de adam sancek! Yiğit olan gider, palikaryaya çatar!.."

Yörük Ali ani bir kararla kızanlarını toplar, ittifakla savaşa katılma kararı alır. İlk işi defalarca çatıştığı müfreze komutanı Fethi Bey'in kapısını çalmak olur. Halleşir, helalleşir, kucaklaşırlar...

 

Aydın civarında müfreze komutanlığı yapan Fethi Bey, vazifesi gereği Yörük Ali'yi kıstırmaya çalışır. Ancak karşı safta olmasına rağmen onun yiğitliğine hayrandır. Yörük Ali kapısını çalıp da "Gel olanları unutalım, düşmana karşı birlikte savaşalım" deyince adamcağızın kuşları uçar. Eski defterleri kapar, yepyeni bir sayfa açar...

Mülazım Fethi, Yörük Ali'yi alır, Miralay Şefik Bey'le tanıştırır. Yaşlı komutan içinde bulundukları zor durumu anlatıp kahırlanır. Efe yüreğine su serper. "Siz hiç merak etmeyin efendim" der "Bize biraz silah tedarikleyin yeter, başımıza da bir zabit ver. Öl dediğin yerde ölür, kal dediğin yerde kalırız, Yunanı tez günde kovarız."

Oracıkta besmelesini çeker, tüfeğine mermi sürer. Bir başka ünlü Efe, Kıllıoğlu Hüseyin de onu izler. Zeybekler, zabitler birbirleriyle kenetlenirler. Yörük Ali asla meydan muharebesine çıkmaz, "Harp hiledir" inceliğini kullanır, az zayiatla çok iş yapmaya bakar.

Bir ara kızanlarıyla giderken Rumlarla karşılaşırlar. Adamlar vaveyla ile kaçışırlar. Yörük Ali birini yakalar "Niye telaşlandınız?" diye sorar.

Sonra elini omzuna koyar, avucuna bahşiş sıkıştırırken "Dağda dolanmaktan yoruldum, ben de size katılacağım" diye fısıldar, "Merkeze haber ver, şölen hazırlasınlar. Filan gün, filan saatte, Sultanhisar'da..."

İlk planlı saldırı

Nazilli'deki Yunan karargâhı "Yörük Ali Milli Cepheden ayrılacakmış" haberi ile çalkalanır. Temas kurma işini papaz Todoros'a bırakırlar. Ulaklar gelip gider, zaman ve mekanda mutabık kalırlar. O gün Kızanlar Çine'nin Yağcılar köyünden yola çıkarlar, soluklanmak için uğradıkları Yenipazar'da gençler ardına takılır, sayıları bir anda yüzü aşar. Yunanlılar bir yandan kazanlar kurar, bir yandan asker yığıp tedbir alırlar. Bunu Efe de bilir, gider 10 km ötedeki Malgaç Karakolunu basar. Tam 200 Rum askerini gebertir, vagonlar dolusu cephane ve erzağa el koyar.

 

Mülazım Zekai ise köprüyü uçurur, Yunanın elini kolunu kırar. Malgaç baskını Ege'de yapılan ilk planlı saldırıdır. Anadolu halkına ümit ve cesaret aşılar, hürriyete olan inanç artar. Şımarık işgalciler zafer şarkıları söylerken paniğe kapılırlar. Efeler rayları atınca sahil ile irtibatları kopar. Ortalıkta kalakalırlar. Yörük Ali demiri tavında döver, o hızla Aydın'ı sıkıştırır. Bey Cami'nin minaresinden ölüm kusan mitralyözcü gavuru tek atışla gözünden mıhlar, ki bu Seyyid Onbaşının kruvazör batırması gibi bir şeydir... Başlı başına destan! Efe şirin Aydın'ı kurtarır, nazlı hilali göndere asar.

Yunan ordusu kasabaları yakıp, hayvanları bile kırarken, Kızanlar Rum azınlığa dokunmaz, hatta somun, zahire dağıtır, lokma paylaşırlar. Takviye alan Yunan, şehri ikinci kez işgal eder, ortalığı kana boyar. Yörük Ali, Aydın'dan çekilir ama Umurlu, Köşk ve Dörtyol cephesinde akla ziyan işler yapar. Küffarın ateş gücü yüksek ise de kızanların cesaret ve zekası karşısında fena bocalarlar.

Bu macera 20 ay sürer, düzenli ordu kurulunca Yörük Ali ayrı baş tutmaz. 57.'nci Tümen Kumandanı Miralay Şefik Bey'in huzuruna çıkar, er gibi selam çakar. Şefik Bey onu kendiyle bir tutar, "Milis Albayı" yapar. Efemiz (ya da albayımız) Milli Aydın Alayı sancağı altında ölümüne savaşır, Kuyucak, Nazilli, Söke ve Aydın'ı kurtarırlar.

Abartılmaya karşıdır

Yörük Ali alçak gönüllüdür, şakşakçılardan hoşlanmaz. TC kurulunca "görünbeniler" destanlaştıracak adam ararlar. Sıradan hadiseleri bile abartır, birine bin katarlar. Yörük Ali "Bazı kimseler zaferi bana mal ediyorlar. Bu çok yanlış. Böyle bir savaşta bir kişinin, beş kişinin ne ehemmiyeti olabilir ki? Gönlünde vatan muhabbeti olan herkes bizim gibi hareket etti. Milli mukavemette aslan payını kendine ayıran hata yapar. Bir elin nesi var? Şamata dediğin çok elden çıkar."

 

Savaştaki başarılarından dolayı TBMM tarafından Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası’nı alan Yörük Ali Efe, Kurtuluş Savaşı sonrası İzmir'de yaşar, bir tramvay kazasında bacaklarını kaybeder ve tedavi için gittiği Bursa'da hayatını kaybeder (1951). Yenipazar'da son anlarında "Beni Yenipazar'a defnedin, halkı iyidir, toprağı sever. Toprağı seven insanı da sever. Orada rahat ederim" der. Vasiyetine uyulur, evini de elden geçirip müze yaparlar.

BÜYÜK BİR SAYGIYLA ANIYORUZ…

Bi'SORU DAHA?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.