Tokat Reşadiye'den çobanlıktan Ankara'da çakmak doldurmaya oradan da Londra'ya uzanan müthiş bir başarı hikayesi Hüseyin Özer'in hayatı. Sinema dünyasında değil hayat sahnesinde yaşanmış bir gerçek senaryo...

Gelin ezberleri bozalım, Matematik, Fizik, Türkçe, Kimya, Biyoloji gibi dersleri bir kenara bırakıp ‘Hayat Bilgisi Dersi’ne girelim... Kahramanımız, öznemiz Hüseyin Özer...

Ağabeyi öldürmek istedi

Tokat Reşadiye’de doğdu... Babasının evlatlıktan reddettiğinde 7 yaşındaydı Hüseyin Özer. Okumak istedi...
Bir süre dedesinin yanında kaldı... Dünya malına gözdiken ağabeyi onu öldürmek için zehirledi...
Keçi çobanlığı yaptı. Dağa taşa yazarak okuma yazma öğrendi...

11 yaşında annesi babasını vurması için tabanca parası kazansın diye Ankara’ya gönderdi...
Yatacak yeri yoktu, çakmaklara benzin doldurarak para kazanmaya çalıştı... Sonra meyhaneye geçti. Kömürlükte kaldı.

Demirel'e iki kez mektup yazdı

Herkes büyük adam olmak isterken o iyi adam olmayı kafaya koydu.
Sürekli kitap alıp okuyordu. İngilizce öğrenmeye karar verdi. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e okutması için iki kez mektup yazdı cevap alamadı.
Ankara’da hayata tutundu, İstanbul’a gitmeye karar verdi. İngilizce hocasından özel ders aldı. Askerlik çağına geldi... Vatani görevimi tamamladıktan sonra Londra’ya gidecekti. Bu kez uçak bileti alacak parası yoktu. Otobüsten başka seçeneği olmadığı için günlerce süren bir yolculuğunun sonunda Londra’ya vardı.
Londra’da ilk işi bir İngilizce kursuna yazılmaktı. Aynı zamanda bir dönercide çalışmaya başladı.

Dükkan sahibi oldu vakıf kurdu

Yıllar sonra çalıştığı bu dükkanı satın aldı. Dönerci dükkanını lüks bir restorana dönüştürdü. Sağlıklı ve lezzetli yemekler yapmak için diyet hocaları tuttu. Dükkanın kapısında uzun müşteri kuyrukları oluştu. Büyükelçiler ve diğer devlet adamları rahat ve güvenli bir şekilde yemek yiyebilsinler diye dükkanımın camlarını kurşun geçirmez yaptı.
Ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde sağlıklı ve ekonomik yemekler yapmak için cafeleri icat etti. Cafe zinciri oluşturdu. Sonrasında bazı sebeplerle cafeleri satmak zorunda kaldı.
Daha sonra ‘Hüseyin Özer Eğitim Vakfı’nı kurdu.
Tüm dünyada satılan “Sofra Cook Book” adlı İngilizce bir yemek kitabı çıkardı.

Londra Müzesi’nde (Museum of London) sesli sunumlarda, 2003 yılından beri konuşmaları ve Londra hakkında hisleri ziyaretçilere sunuldu. Belgeseli çekildi... O sofrasını ekonomi için değil dostluk için kurdu... Dünyanın dört bir yanından DOSTLAR SOFRASINA binlerce insan oturdu, yemeğini yedi, keyifle ve mutlulukla ayrıldı...

Fazlasıyla hak ettiği MUTLULUKLA...

Bi'SORU DAHA?

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.