Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanımaktadır. 

Türk Messi olarak görülen Trabzonspor’un altyapısından yetişen Abdülkadir Ömür futbola nasıl başladı? Abdülkadir Ömür’ün hedefleri neler?

Türk futbolunun yükselen değerlerinden Abdülkadir Ömür, TFF’nin Tam Saha Dergisi’ne verdiği röportajda hikayesini anlatıyor...

25 Haziran 1999 Çarşıbaşı, Trabzon doğumluyum. Dört kardeşiz. Bir ağabeyim, iki de kardeşim var. Kardeşlerimin ikisi de okuyor; ağabeyim de üniversite öğrencisi. Babamın Çarşıbaşı'nda halı sahası var, orayı işletiyor. Futbola da o halı sahada başladık diyebilirim. Çarşıbaşı, Trabzon'a 45 dakika mesafede. Annem ev hanımı. Güzel bir çocukluk geçirdim. Birinci sınıftayken kendimden büyüklerle, ağabeyimin arkadaşlarıyla futbol oynuyordum. Okul takımlarında da oynamaya başlamıştım. İçim, dışım futbol olmuştu. Sokak aralarında futbol oynuyorduk. Sabah 8'den akşam 8'e kadar futbol oynuyorduk. Böyle bir yapımız vardı.

Futbolla tanışması...

Trabzonspor'un hocaları Trabzon'daki tüm okullara seçmelere geliyordu. Yaklaşık 100 kişinin içinden 3-4 kişi seçildik. Böyle nasip oldu. O hocalar sayesinde beni Trabzonspor'a çağırdılar ve altyapıda oynamaya başladım.

Trabzonspor'un kapısından içeri girdiğimde 9 yaşındaydım. Hocalarım bana çok şey öğretti. Çok küçük yaşta olmama rağmen gelecekle ilgili planlamalarımda futbolun kavramlarını bana çok güzel öğrettiler. Onlar sayesinde kitap okuma alışkanlığı edindim. Zaten çok seviyordum ama alışkanlık haline getirdiler. Kendimi mental anlamda geliştirmeye çalıştım.

Yaşım genç olmasına rağmen futbolla hayat arasında bir çizgi kurdum. Bu ailesel anlamda bana çok şey kattı. Ailem de bana çok önem verdi. Çocukken bile bana olgun bir insan gibi yaklaştılar. O yüzden futbola daha fazla önem verdim.

Annemin bende çok önemli bir katkısı var. Anneler çocuklarıyla uğraşır evet ama biz özellikle dört erkek kardeş olduğumuz için hepimizle ayrı ayrı çok uğraştı. Annem benimle bazen Trabzon'a geldi. Babam halı sahada çalışıyordu. Annem sabah 05.00'te kalkar, benimle Trabzon'a idmana gelirdi. Beni orada beklerdi. Bu farklar sayesinde de diğer arkadaşlarımdan sıyrıldım diyebilirim.
Milli Takım’da oynamak harika bir duygu. Ben Genç Millî Takımlara seçildiğimde 13 yaşındaydım. O tarihte ilk kez U14 Millî Takımı oluşturulmuş ve ben de seçilmiştim. Kademe kademe yukarı çıkmak istiyorum. Her Türk futbolcunun hedefi A Millî Takım formasını giymektir. Ben de buradan ümit millîye, oradan da A millîye gitmek istiyorum. Her Türk oyuncu bunun hayalini kuruyordur zaten. Allah nasip ederse A Millî Takım'a kadar düzenli bir şekilde gitmek için çaba harcayacağım.

(17 Aralık 2016 tarihi kariyerin açısından önemli. O tarihte Trabzonspor formasını Süper Lig'de ilk kez giydin. Ersun Yanal, 1-0 kaybettiğiniz Başakşehir maçının 82. dakikasında seni oyuna aldı. Takım gerideyken aslında bir yerde seni kurtarıcı olarak da sahaya sürmüş oldu. Süper Lig'de Trabzonspor forması giymek nasıl bir duyguydu?)

O maçın hikâyesi biraz daha farklı. O döneme kadar Süper Lig'de hiç forma şansı bulamamıştım. Ziraat Türkiye Kupası'nda birkaç maçta oynamıştım. Kupada Atiker Konyaspor ile oynadığımız maçtan sonra hiç Trabzon'a dönmeden Medipol Başakşehir maçına geçmiştik. Konya maçında iyi performans sergilemiştim. Taraftarlar, hocalar beni çok beğenmişti. Başakşehir maçında da kadroya girdim. 1-0 gerideydik. Taraftarlar bir anda "Abdülkadir" diye bağırmaya başladı. Hoca da 70'li dakikalarda beni ısınmaya yollamıştı. Beş dakika ısındıktan sonra yanına çağırdı ve sahaya sürdü. Oyuna girmek inanılmaz bir histi. İlk önce ayaklarım titredi. İki-üç dakika sonra ağabeyler, "İdmandaki gibi rahat ol. Kupa maçlarındaki gibi rahat hareket et" diye bana güven verdi. O maç da iyi geçti. Bir pozisyon olmuştu. Mehmet ağabeye topu indirmiştim. O vurdu, direkten döndü. Gol olsa ilk maçımda asist yapmış olacaktım. Kariyerim açısından ilginç ve güzel bir maçtı. Bunu unutamam.

Benim için UEFA'da, "Türkiye'nin Messi-Hagi karışımı genç yeteneği" benzetmesi yapılmıştı. Ben de küçüklükten beri Messi'nin videolarını izliyorum. Iniesta'nın oyun tarzı, kimliği, karakteri çok hoşuma gidiyor. Futbolcunun saha dışında da içinde de aynı karakteri sergilemesi gerektiğini düşünüyorum. Ben böyle bir yapıya sahibim. Rakip ne kadar kötü niyetli olursa olsun sen karakterini bozmamalısın. Bu mantaliteyle sahaya çıkıyorum. Sahadaki karakteriyle Iniesta'yı, oyun stiliyle de Messi'yi örnek almaya çalışıyorum.

Luka Modric'in hem hücum hem defans yönü çok kuvvetli. Top çalma özelliği yüksek oyunculardan biri. Onu çok beğeniyorum. Ama ben joker gibi farklı mevkilerde kullanılan bir oyuncu olduğum için "Kendi pozisyonumda şu oyuncuyu beğeniyorum" diyemiyorum.

(Peki, sen kendini en çok nerede rahat hissediyorsun?)

8 numara pozisyonunda. Yani orta sahanın ortasında rahat hissediyorum.

Tüm hocalarım ters ayağımı geliştirmemi istiyor. A takımdaki tempoya ayak uydurabiliyorum. Çok şükür o süreci atlattım. Hocalarımın hepsi orta sahadaki oyuncunun gözünün çok açık olması ve sahanın her yerini görmesi gerektiğini söylüyor. Her idmanda bana ters ayağımla ilgili ekstra idmanlar yaptırıyorlar.

Abdülkadir Ömür’ün hayalleri

Yurtdışında oynamak bence her oyuncunun hayalidir. İnşallah ben de bir gün İspanya'da oynamak istiyorum. Kimse geleceği hakkında kesin konuşamaz ama bir gün olursa ve iki tarafın da menfaatlerine uyuyorsa, ben de Trabzonspor'daki görevimi yerine getirdikten sonra gitmek isterim. Trabzon'daki insanların çoğu, "Yurtdışına gitmelisin. Orada kendini geliştirdikten sonra geri gelirsin" diyor. Hayırlısı neyse o olsun.
Şampiyonlar Ligi'ne gidip, orada maç oynamayı düşünemiyorum. Beni anlayabiliyor musunuz? Rüya gibi… O sahaya çıkıp, o müziği dinleyip futbol oynamak, hayalin de hayali… Kısaca önce İspanya'ya adım atayım, sonrasına bakacağız. Genciz daha… Önümde uzun bir yol var.

YOLUN AÇIK OLSUN ABDÜLKADİR ÖMÜR...

 

Bi'Yorum

Bi'SORU DAHA?