Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz türküsünün hikayesi nasıldır?

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz türküsü hangi yöreye aittir? Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz şiirinin yazarı kimdir? İşte hikayesi ve sözleri...

Edebiyatımızın önemli değeri Sabahattin Ali’ye ilham kaynağı olup yazdığı bir şiirdir Eşkıya Dünyaya Hükümdür Olmaz şiiri. Türküyü Selda Bağcan, Zülfü Livaneli ve Edip Akbayram gibi değerli sanatçılarımız söyler. Geçelim anonim olan hikayesine.

Olay Rize'de geçer. Portakallık'taki Haldoz mahallesinde bir düğün vardır. Sandıkçı Şükrü düğünde kardeşinin karnından bıçaklandığı haberini alır ve olay yerine gider. Kardeşini kanlar içinde görür ve bıçaklayan Abdi Ağa'yı (Bazı kaynaklarda uşağı olarak geçiyor) orada vurur.
Sandıkçı Şükrü hapishaneye düşer ancak bir süre sonra bazı arkadaşlarını da yanına alıp kaçar, dağa çıkar.
Karısı elinden almak ve kendisini zehirlemek isteyen birini daha öldürür.

Sandıkçı Şükrü’nün adı bölgede giderek yayılmaya başlar.
Derdi zenginlerledir. Fakirlere yardım eder ve halk tarafından sevilir.
Sandıkçı Şükrü, Perilizade adında zengin birine haber gönderir ve yoksullara mısır dağıtmasını ister. Aksi halde cezalandıracağını belirtir. Perilizade, yoksullara mısır dağıtır.
Başı belaya giren yardıma ihtiyacı olan Sandıkçı'nın yanına gider ve işi görülür.

Zaptiyeler çevresini sarar

Kardeşiyle birlikte, türküde adı geçen Urusba (şimdiki adı Uzunkaya) köyünde bir kahvede otururken, zaptiyeler çevresini sarar. Zaptiye Çavuşu Abbas Çavuş Sandıkçı’nın teslim olmasını ister, ancak Sandıkçı kabul etmeyerek Abbas Çavuş’tan çekip gitmelerini ister. Zaptiye Çavuşu da bunu kabul etmeyince çatışma çıkar. Sandıkçı ve kardeşi Zaptiye Çavuşu ile birkaç zaptiyeyi öldürür kaçar.

Sandıkçı Şükrü’nün bu olaydan sonra yakalandığı zincire vurulduğu ancak sonra Rizeli sandalcılar tarafından kurtarıldığı anlatılır. Sandıkçı Şükrü’nün Sinop kalesinde (Sinop Cezaevi-fotoğraftaki yer) tutukluyken denize atladığı ve kurtulduğu konuşulur.

Sandıkçı Şükrü’nün ününün yayılması ve halk desteğini arkasına alması üzerine Trabzon Valisi Kadir Paşa çok sayıda adamı Sandıkçı’nın üzerine gönderir. Süvariler, Kolcu kayıklarının Reisi Varilcioğlu Sadık’ı da yanlarına alır. Sandıkçı Şükrü Of ilçesinin İkizdere köyü yakınlarındaki Sanlı adlı bir mezrada bir yaşlı kadının evinde otururken ihbar edilir. Çevresi atlılarca sarılır. Varilcioğlu da yanlarındadır. Sandıkçı Şükrü teslim olmak istemez. Fakat eskiden tanıştığı Varilcioğlu Sadık teslim olursa öldürülmeyeceğini söyleyerek onu ikna eder. Sandıkçı Şükrü de buna inanarak tüfeği elinde teslim olur. Fakat Varilcioğlu ile zaptiyeler teslim olarak önlerinde yürüyen Sandıkçı Şükrü’yü arkadan vurarak öldürür. Naaşı şehre getirilerek halka gösterilir.

Sandıkçı Şükrü’yü yakından tanıyanlar "Yaptıklarına pişman olmuş, fakat affedilmeyeceğini bildiği için teslim olmayan mert bir insan" olarak tarif eder.

Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz

Yıl 1341 nefsime uydum
Sebep oldu şeytan bir cana kıydım
Katil defterine adını koydum
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz

Sen üzülme anam benim dertlerim çoktur
Çektiğim çilenin hesabı yoktur
Yiğitlik yolunda üstüme yoktur
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz

Çok zamandır çektim kahrı zindanı
Bize de mesken oldu Sinop’un hanı
Firar etmeyilen buldum amanı
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz

Sinop kalesinden uçtum denize
Tam üç gün üç gece göründü Rize
Karşı ki dağlardan gel oldu bize
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz

Bir yanımı sardı müfreze kolu
Bir yanımı sardı Varilcioğlu
Beşyüz atlıylan kestiler yolu
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz

(Sabahattin Ali-Sinop)

Bİ'ÇOK

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.