Sabah erken kalktı; taksi çağırdı, önce Anıtkabir'e ardından üç yere daha uğradı ve ardından mezarlık ziyareti yaptı. İşte Cumhuriyet tarihinin önemli kadınlarından Adalet Hanım'ın ağlatan hikayesi...

Sabah erken kalktı camı açtı ve ezan sesini duydu. Odaya baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doldu. Kurtuluş Parkı'na bakarak havayı yaşlı ciğerlerine çekti. Abdestini aldı, sabah namazını kıldı. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı. Oturma odasına geçti koltuğa oturdu.

 

Ailesiyle selamlaşma

Masanın üzerindeki çerçevelerden birine uzandı. Fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakıp gülümsüyordu.
Yaşlı kadın "Günaydın Anne, Günaydın Baba" dedi.
Çerçeveyi usulca yerine koydu başka bir çerçeve aldı. Fotoğraf siyah beyazdı. Subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı.
Yaşlı kadın titreyen dudaklarıyla öpüp "Günaydın Kocacığım" dedi.
Kadın sonra üçüncü uzandı. Fotoğrafta bir erkek ve bir de kız vardı. Çocuklarıydı! "Günaydın Evlatlarım" dedi.
Tüm çerçevelere bakıp "Sizleri, hepinizi çok özledim" dedi, gözlerinde biriken yaşları sildi.

Bir gün beni taşır mısın?

Koltuğundan doğruldu ve telefonu alıp bir numara çevirdi: Bir taksi istiyorum.
Kapısını kilitleyip, merdivenlerden aşağı indi. Taksi şoförü gelmişti ve sabırsız bir şekilde kornaya basıyordu.
Yaşlı kadın "Patlama be adam" diyerek taksiye bindi.
30 yaşlarındaki taksici "Teyze hoş geldin" dedi ve ardından sordu: "Nereye gidiyoruz?"
Yaşlı kadın taksiciye "Tüm bir gün beni taşır mısın?" diye sordu. Ve devamında da "Sana 500 lira veririm" dedi.
Taksici küçümser bir tavırla "Mal sahibi benden her gün 500 lira istiyor teyze" dedi.
Kadın tebessüm ederek " O zaman sana 650 lira vereceğim ne dersin?" diye sordu.
Taksici "Kurtarmaz ama senin güzel hatırını kırmayayım. İlk önce nereye gideceğiz?" dedi.

 
Yaşlı kadın:
- Anıtkabir’e.
Taksici:
- Anıtkabir’e mi?
Yaşlı kadın:
- Evet.
Taksici:
- Tamam teyzeciğim. Yaş kaç teyzeciğim?
Yaşlı kadın:
- Seksen sekiz.
Taksici:
- Maşallah Allah uzun ömür versin teyzeciğim.
Yaşlı kadın:
- Allah sağlıklı mutlu ömür versin oğlum.
Taksici:
- Haklısın teyzecim.
Taksici (Anıtkabir'in kapısında):
- Teyzeciğim geldik.
Yaşlı kadın:
- Evladım burada yardımına ihtiyacım var. Benimle gel.
Şaşkın taksici:
- Tabii teyze. Bizi buraya alırlar mı?

Anıtkabir kızgınlığı!

O ana kadar dalgın ve yorgun görünen kadın, bir anda irkildi. Gözlerinden ateş fışkırarak "Ne demek almamak? Sen daha önce hiç gelmedin mi buraya?" dedi
Taksici:
- Hayır.
Yaşlı kadın:
- Kaç yıldır Ankara’da yaşıyorsun?
Taksici:
- Ben Ankaralıyım teyze. Doğma büyüme.
Yaşlı kadın:
- Ee o zaman.
Taksici:
- Ne bileyim bir kez okulla gelmiştik bayramda. Bayram olmayınca burası kapalı sanıyordum ben.
Yaşlı kadın sinirli bir şekilde kafa salladı. Şoför utanmıştı. Mozoleye çıkan mermer merdivenlere kadar konuşmadı.
Merdivenlere geldiklerinde Şoför kuşkulu bir şekilde sordu:
- Nasıl çıkacaksın Teyze?
Yaşlı kadın:
- Her ay nasıl çıkıyorsam öyle.
Taksici:
- Her ay geliyor musun? ‘
Yaşlı teyze:
- Evet.

 

Verdiğim söz için çalıştım

Uzun bir uğraşla merdivenleri çıktılar. Mozoleye doğru ağır ağır ilerlediler. İçerisi çok serindi.
Şoför büyük bir azimle yürümeye çalışan kadının koluna girmişti. Kadının nefes alışları sıklaşmıştı. Nihayet mozolenin önüne geldi. Kadın şoförün kolundan ani bir hareketle kurtuldu. Çantasını açtı. Tek bir karanfil çıkardı. Mozoleye doğru ilerledi çiçeği koydu. Şoför şaşkınlıkla olayı seyrederken kadının ağzından şu
sözlerin döküldüğünü fark etti; "Hayatım boyunca sana verdiğim sözü tutmak için çalıştım."
Ağır ağır geriye çekilen kadın ellerini açıp Fatiha okumaya başladı. Şoför kısa bir şaşkınlığın ardından ona katıldı. Kadın bir anlık suskunluktan sonra "Hadi gidelim" dedi.
Geldiklerinden çok daha ağır bir şekilde arabaya döndüler. Şoför kadının durumundan endişelenmeye başladı. "Yoruldun mu teyze" dedi.
Kadın sustu. Bir süre suskunluktan sonra "Evet hem de çok yoruldum" diye cevapladı.
Taksici:
- Nereye gidiyoruz?
Yaşlı kadın:
- Bankaya.

Atatürk'le anısı

Şoför arabasındaki kadının herhangi biri olmadığını anlamıştı. Bu yaşlı kadının Atatürk’e verdiği söz ne olabilirdi? En sonunda dayanamadı.
Taksici:
- Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim?
Yaşlı kadın:
- Sor bakalım evladım.
Taksici:
- Anıtkabir’de Atatürk’e bir söz verdiğinizi söylemiştiniz. O söz nedir?
Yaşlı kadın:
- Uzun hikaye evladım.
Taksici:
- Olsun be teyze anlat ne olur!
Yaşlı kadın:
- Ben lisedeyken bizim okulumuza gelmişti Atatürk. Beni de ona çiçek vermek için seçmişlerdi. Çiçeği verdiğimde bana ismimi sordu. Bende 'Adalet' dedim.
Bunun üzerine 'Ne güzel ismin varmış' dedi. ‘Okulu bitirince ne olacaksın’ dedi bana. Hemşire dedim. Oda ‘Güzel meslek ama bence sen Hakim ol ismine çok yakışır’ dedi. Ben kadından hakim olmaz ki dedim. Kaşlarını çattı, ‘Sen istedikten sonra olur. Senden söz istiyorum hakim olacaksın’ dedi.
Taksici:
- Sen ne dedin peki?
Yaşlı kadın:
- Mustafa Kemal emretmiş ne denir? Söz verdim.
Taksici:
- Peki olabildin mi Adalet Teyze?
Yaşlı kadın:
- Evet ben Cumhuriyetin ilk kadın hakimlerindenim.
Taksici:
- Vay be. Sende ne hikaye varmış Adalet Teyze.
Yaşlı kadın:
- Herkesin bir hikayesi vardır evladım. Herkesin hikayesi de kendine göre değerlidir. Eğer insanların hikayelerini bilip anlayabilirsen insanlara daha anlayışlı davranabilirsin.
Taksici:
- Haklısın Adalet Teyze. Bu bankamı gelmek istediğin.
Yaşlı kadın:
- Evet.
Taksici:
- Yardım edeyim mi? Bende geleyim mi?
Yaşlı kadın:
- Hayır. Sen burada bekle lütfen. Bu arada adın neydi evladım.
Taksici:
- Osman teyzeciğim.
Yaşlı kadın:
- Tamam Osman. Beni 45 dakika kadar sonra buradan al olur mu?
Taksici:
- Tamam teyzeciğim.

Eşiniz ve çocuklarınız...

Adalet Hanım bankadan içeri girdi. Osman öğlen saatinin geldiğini fark edip yemeğe gitti. Yemek boyunca Adalet Hanımı düşündü. ‘Kim bilir neler yaşamış, neler görmüştür’ diye düşündü. Tam vaktinde bankanın önündeydi. Adalet hanım 15 dakikalık gecikme ile geldi.
Taksici:
- Hoş geldin Hakim Teyze.
Yaşlı kadın:
- Çok uzun zamandır bana Hakim denmemişti.
Taksici:
- Hoşuna gitmediyse söylemeyeyim?
Yaşlı kadın:
- Yok aksine hoşuma gitti. Sağol.
Taksici:
- Nereye gidiyoruz?
Yaşlı kadın:
- Seyranbağlarına.
Taksici:
- Tabii. Hakim Teyze çok yer gezmişsindir sen.
Yaşlı kadın:
- Tüm Anadolu’yu karış karış gezdik rahmetli kocamla.
Taksici:
- Ne iş yapardı amca?
Yaşlı kadın:
- Subaydı.
Taksici:
- Ne zaman vefat etti?
Yaşlı kadın:
- 1952’de.
Taksici:
- Çok olmuş. Gençmiş.
Yaşlı kadın:
- Kore Savaşı'nda şehit oldu.
Taksici:
- Allah rahmet eylesin Hakim teyze’
Yaşlı kadın:
- Sağol.
Taksici:
- Seyranbağları’na geldik nereye gideceğiz?.
Yaşlı kadın:
- Sağa sap. İkinci binanın önünde dur.
Taksici:
- Tamam. Buyur Hakim Teyze. Geleyim mi ben?
Yaşlı kadın:
- Yok bekle burada.

Kız yetiştirme yurduna ziyaret

Osman beklemeye başladı. Bir ara merak etti. Binanın uzaktan görünen levhasına baktı. "Seyranbağları Kız Yetiştirme Yurdu" yazısını okudu. Anlam veremedi. ‘Bu kadın burada ne yapar ki?’ diye düşündü. Yarım saat sonra Adalet Hanım göründü. Yanında orta yaşlı kibar bir hanım vardı. Adalet Hanım'ı arabaya ağır ağır
bindirdi. Kadın "Adalet Hanım size ne kadar teşekkür etsek azdır. Her zaman yanımızdasınız. Kızlarda sizi çok seviyor. Ne olur arayı çok uzatmayın. Yine gelin" dedi.
Adalet hanım, buğulu gözlerle "İnşallah. Kızlara selamımı söyleyin. Bende onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın" dedi.
Araba hareket etti.
Taksici:
- Nereye Hakim Teyze?
Yaşlı kadın:
- Hemen iki sokak öteye.
Osman iki sokak ötede bu sefer başka bir binanın önüne park etti. Bu binada da "Ankara Seyranbağları Huzurevi" yazıyordu.
Yaşlı kadın:
- Bekle beni.
Taksici:
- Tabii Hakim Teyze.
Yine 1 saate yakın bir bekleyişin sonunda bu sefer etrafında bir çok yaşlı kadın ve adamla çıkageldi Adalet Hanım. Sarılıp öpüştükten sonra oradan ayrıldılar. Osman dikiz aynasından Adalet Hanım’ın gözlerinden akan yaşları fark etti.
Taksici:
- İyi misin Hakim Teyze.
Yaşlı kadın:
- İyiyim Osman. Eski dostları görünce insan bir hoş oluyor.
Taksici:
- Nereye gidiyoruz?
Yaşlı kadın:
- Cebeci Asri Mezarlığına.
Taksici:
- Tamam. Teyze nerelisin sen?
Yaşlı teyze:
- Aydın Sökeliyim. Babam orada pamuk ekerdi. Annem ev hanımıydı. Sonra Kurtuluş Savaşı oldu. Babam savaşa gitti. Söke işgal oldu. Biz dağlara kaçtık annemle. Saklandık dağ köylerinde. Savaş bitince Söke’ye döndük. Allah'a Şükür Babam da sağ salim döndü savaştan.
Taksici:
- Sonra ne oldu?
Yaşlı kadın:
- Liseye Aydın’a gönderdi babam. Orada Atatürk’le karşılaştım. Sözümü tutmak için İstanbul’a gittim. Hukuk fakültesine girdim. Orada rahmetli eşimle karşılaştım. O Harbiye’de okuyordu o zaman. Mezun olunca evlendik..
Taksici:
- Çocuğunuz var mı?
Yaşlı kadın:
- Bir kızım bir oğlum vardı.
Taksici:
- Neredeler şimdi?
Yaşlı kadın:
-Oğlum dışişlerinde çalışıyordu. 1978’de Fransa’da Ermeniler öldürdü.
Taksici:
- Üzüldüm Hakim Teyze. Başın sağ olsun. O da babası gibi şehit oldu yani.
Yaşlı kadın:
- Evet. Şehit babanın şehit oğlu. Allah kimseye evlat acısı vermesin.
Taksici:
- Amin. Ya kızın?’
Yaşlı kadın:
- O eşi ve çocukları ile İzmit’te yaşıyordu. Öğretmendi. 1999’da depremde hepsi vefat etti.
Taksici:
- Allah rahmet eylesin. Boş boğazlığımla üzdüm seni Hakim Teyze kusura bakma.
Yaşlı kadın:
- Sanki sormasan aklımdan çıkıyorlar mı evladım. Sen üzülme sağol.
Taksici:
- Geldik Teyze.
Yaşlı kadın:
- Tamam evladım. Al işte paran artık gidebilirsin.
Taksici:
- Hakim Teyze buradan nasıl döneceksin? Ben seni bekleyeyim eve bırakayım.
Yaşlı kadın:
- Yok beni alacaklar buradan.
Taksici:
- Hakim Teyze bu para fazla. Kusura bakma ben sana yalan söyledim. Taksinin sahibi benden 350 lira bekliyor. Affet beni. 350'yi ona veririm. Gerisi kalsın. Bende para istemem. Bugün senden aldığım hayat dersinin parasal karşılığı yok zaten.
Yaşlı kadın:
- Çocukların var mı?
Taksici:
- İki tane ellerinden öperler.
Taksinin güneşliğinden çocuklarının resimlerini çıkarıp gösterdi.
Yaşlı kadın:
- Adları nedir?
Taksici:
- Kemal ve Ayşe.
Yaşlı kadın:
- Oğlumun adı da Kemaldi.

Çocuklarını okut

Sessizliğin ardından Osman’ın elindeki parayı ittirdi Adalet Hanım.
Yaşlı kadın:
- Onlara bir şeyler al benim için. Onları okut. Ama yalansız, dolansız, çok çalışarak helal lokma ile büyüt ve okut. Atatürk’ün bana yaptığı gibi içlerindeki gücü fark etmelerini sağla. Bir de vatanını, milletini sevmelerini öğütle onlara.
Osman Adalet Hanımın ellerine sarılıp öptü. Ona iyi evlatlar yetiştireceğine söz verdi. Adalet Hanım mezarlığın kapısından ağır ağır içeri girerken; Osman yaşlı gözlerle onu izliyordu. Hayatının en büyük dersini kendisi küçücük, yüreği yaşadığı acılara rağmen kocaman ve güçlü bu yaşlı kadından almıştı.
Osman arabasını mal sahibine götürmeye karar verdi. Bugün daha fazla çalışamazdı.

Gazetedeki haber

Ertesi gün Ankara’da garip bir yağmur yağıyordu. Sanki gök delinmişti. Osman taksiyi mal sahibinden almış, durağa gelmişti. Çay ocağının yanında duran gazeteyi aldı. İlk sayfadaki haberlere göz gezdirdi. Siyaset doluydu gazete. Hiç anlamazdı. Sıkılıp adli olayların yer aldığı üçüncü sayfayı açtı. Taksiciler arkadaşları ile ilgili kötü haberleri genellikle oradan alırlardı. Göz gezdirirken bir haber dikkatini çekti.

"Dün gece geç saatlerde Cebeci Asri mezarlığında bulunan cesedin Cumhuriyet tarihinin ilk Kadın Hakimlerinden Adalet Yılmaz’a ait olduğu belirlendi.
Adalet Yılmaz’ın bulunduğu yerdeki mezarların eşine ve oğluna ait olduğu belirlendi. Yılmaz vefat ettiği gün bankadaki tüm parasını çektiği, bu parayı ikiye bölerek Seyranbağları’ndaki bir kız yetiştirme yurdu ile bir huzurevine bağışladığı belirlendi. Polis, Adalet Yılmaz’ın mezarlığa ölmek için gittiğini düşünüyor." 
Osman bir anda sarsıldı. Gözyaşlarına engel olamıyordu.
Taksici arkadaşları hiçbir şey anlamadı. Bir daha da hiç anlatmadı Osman bu yaşadıklarını.
Herkesin tek bildiği Osman’ın bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında "Gökler bile sana ağlıyor" diyerek ağladığı…

(BÜYÜK BİR SAYGIYLA ANIYORUZ).

Bi'SORU DAHA?

    Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.