Usta kalem Gabriel Garcia Marquez'in, inzivaya çekildiği dönemde yazdığı ve dostlarına gönderdiği iddia edilen veda mektubu olarak dolaşan şiir aslında kime aittir? Şiirin sözleri nasıldır?

Nobel ödüllü, 20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olarak kabul edilen Kolombiyalı romancı, yazar, senarist ve gazeteci olan Gabriel Garcia Marquez'in son günlerinde dostlarına gönderdiği iddia edilen veda mektubu, aslen bir internet aldatmacasıydı ve Marquez tarafından yazılmamıştı, hatta Marquez mektubun sahte olduğunu;

‘‘Beni ölümden çok, bu kadar zevksiz bir şey yazabileceğime inanmalarından duyduğum utanç içinde ölmek korkutuyor.’’ sözleriyle açıklamıştır. 

Önce buyrun veda mektubunun Türkçe ve İngilizce metnini paylaşalım, ardından da veda mektubu olarak anılan şiirin asıl sahibini sizlere açıklayalım. 

Marquez'in vedası 

“Tanrı bir an için paçavradan bebek olduğumu unutup can vererek beni ödüllendirse, aklımdan geçen her şeyi dile getiremeyebilirdim, ama en azından dile getirdiklerimi ayrıntısıyla aklımdan geçirir ve düşünürdüm. Eşyaların maddi yönlerine değil anlamlarına değer verirdim. Az uyur, çok rüya görür, gözümü yumduğum her dakikada, 60 saniye boyunca ışığı yitirdiğimi düşünürdüm.

İnsan aşktan vazgeçerse yaşlanır.

Başkaları durduğu zaman yürümeye devam ederdim. Başkaları uyurken uyanık kalmaya gayret ederdim. Başkaları konuşurken dinler, çikolatalı dondurmanın tadından zevk almaya bakardım.

Eğer Tanrı bana birazcık can verse, basit giyinir, yüzümü güneşe çevirir, sadece vücudumu değil, ruhumu da tüm çıplaklığıyla açardım. Tanrım, eğer bir kalbim olsaydı nefretimi buzun üzerine kazır ve güneşin göstermesini beklerdim.

Gökyüzündeki aya, yıldızlar boyunca Van Gogh resimleri çizer, Benedetti şiirleri okur ve serenatlar söylerdim.

Gözyaşlarımla gülleri sular, vücuduma batan dikenlerinin acısını hissederek dudak kırmızısı taç yapraklarından öpmek isterdim.

Tanrım bir yudumluk yaşamım olsaydı…

Gün geçmesin ki, karşılaştığım tüm insanlara onları sevdiğimi söylemeyeyim. Tüm kadın ve erkekleri, en sevdiğim insanlar oldukları konusunda birer birer ikna ederdim.

Ve aşk içinde yaşardım. Erkeklere, yaşlandıkları zaman aşkı bırakmalarının ne kadar yanlış olduğunu anlatırdım. Çünkü insan aşkı bırakınca yaşlanr.

Çocuklara kanat verirdim. Ama uçmayı kendi başlarına öğrenmelerine olanak sağlardım.

Yaşlılara ise ölümün yaşlanma ile değil unutma ile geldiğini öğretirdim.

Ey insanlar! Sizlerden ne kadar da çok şey öğrenmişim. Tüm insanların, mutluluğun gerçekleri görmekte saklı olduğunu bilmeden, dağların zirvesinde yaşamak istediğini öğrendim.

Yeni doğan küçük bir bebeğin, babasının parmağını sıkarken aslında onu kendisine sonsuza dek kelepçeyle mahkûm ettiğini öğrendim.

Sizlerden çok şey öğrendim. Ama bu öğrendiklerim pek işe yaramayacak. Çünkü hepsini bir çantaya kilitledim. Mutsuz bir şekilde…

Artık ölebilir miyim?”

Veda mektubunun İngilizcesi - Farewell Letter 

If God would bestow on me a scrap of life, I would dress simply, I would throw myself flat under the sun, exposing not only my body but also my soul.

My God, if I had a heart, I would write my hatred on ice and wait for the sun to come out. With a dream of Van Gogh I would paint on the stars a poem by Benedetti, and a song by Serrat would be my serenade to the moon.

With my tears I would water the roses, to feel the pain of their thorns and the incarnated kiss of their petals...My God, if I only had a scrap of life...

I wouldn't let a single day go by without saying to people I love, that I love them.

I would convince each woman or man that they are my favourites and I would live in love with love.

I would prove to the men how mistaken they are in thinking that they no longer fall in love when they grow old--not knowing that they grow old when they stop falling in love. To a child I would give wings, but I would let him learn how to fly by himself. To the old I would teach that death comes not with old age but with forgetting. I have learned so much from you men....

I have learned that everybody wants to live at the top of the mountain without realizing that true happiness lies in the way we climb the slope.

I have learned that when a newborn first squeezes his father's finger in his tiny fist, he has caught him forever.

I have learned that a man only has the right to look down on another man when it is to help him to stand up. I have learned so many things from you, but in the end most of it will be no use because when they put me inside that suitcase, unfortunately I will be dying.

Acaba kimin bu şiir? 

Veda mektubu olarak anılan şiirin asıl adı "The Puppet", yani kukla. Yazarı ise Meksikalı vantrilok Johnny Welch. Kendisi bu şiiri "Mofles" adındaki yakın kukla arkadaşı için yazmış. Ve nasıl olduysa usta yazar Gabriel Garcia Marquez imzası ile yayınlanmış, internetin yayılma hızının önüne geçememiş, ardından da tüm dünyada kayıtlara "Gabriel Garcia Marquez'in Veda Mektubu" olarak geçmiş.

Bi'SORU DAHA?