Anadolu’da bir ilçe ortaokulu. Öğrenci, Türkçe öğretmeninin kitap anlatımı ödevini tahtaya çıkıp hocasına ve arkadaşlarına anlatıyor. İşte o hikaye…

Bir öğrencinin anısı... Anadolu’da bir ilçe. Bir dönem Köy Enstitüsüne ev sahipliği yapmış, fiziki ve coğrafi anlamda fakülteyi kaldırabilecek bir bölgede eğitim gördüm. İlk orta ve lise tahsilimi orada yaptım. Anlatacağım olay ortaokulda başıma geldi.

Ahmed Günbay Yıldız’ın Sitem romanı

Konu anlatımını sevmeyen bir öğrenciydim.

Sorulan soruları bilmeme rağmen parmak kaldırıp cevaplandıramazdım ve utanırdım. Bunun nereden ve nasıl geldiğini bilemiyorum tabii ki.

Türkçe öğretmenimiz bir ödev verdi.

Herkes bir roman veya hikaye okuyacak ve özetini sınıfa anlatacak.

 

“Beni öldürün daha iyi” diyebileceğim bir utangaçlık evresi ve anlatım zamanımı düşündükçe adrenalimin yükseldiği bir ruh hali.

Ahmed Günbay Yıldız’ın “Sitem” romanı düştü bana.

Kitap akıcı ve güzel. Sıkılmadan bir çırpıda okuyabileceğiniz bir hikaye.

Zaman nasıl geçti bilmiyorum

Kitabı bitirdim ve özetini de çıkardım. Deyim yerindeyse kendi iç dünyamda kitabı sindirdim. Ama önemli olan bunu tahtaya kalkıp sınıfa anlatmanın zorluğu, çekingenliği ve utangaçlığı.

 

Ve sıra bana geldi.

Tahtaya çıktım mevcudu 40’ın üzerinde olan arkadaşlarımın önündeyim ve onlara ve hocama “Sitem” etmeden “SİTEM”i anlatacağım.

Anlatmaya bir başladım, hızımı alamıyorum ve kitabın akıcılığı benim de anlatımıma yansıdığını biliyorum. Öyle bir anlatıyorum ki gözlerim açık ama çevreyi görmüyorum. Çünkü konuya odaklanmış durumda verilen ödevi kusursuz yerine getirme düşüncesi var iç dünyamda.

Ve ne kadar zamanın da geçtiğini bilmeden sona geldiğimi hissediyorum.

Bir ara gözüm Türkçe öğretmenim Feyyaz Fettah Yıldırım’ı görüyor.

Ve hoca bana sesleniyor:

- BİTTİ Mİ İSMAİL?

Ben büyük bir rahatlık içerisinde cevap veriyorum:

- BİTTİ HOCAM.

Hocadan bir soru daha:

- MENDİLİN VAR MI?

Şaşkın bir şekilde:

- VAR HOCAM.

Türkçe öğretmenim:

- YÜZÜNÜ SİL İSMAİL.

 

Öğretmenin insani boyutu

Cebimden (kareli beyaz) mendili çıkarıp yüzümdeki akan çeşmeyi andıran terleri siliyorum. Konu anlatımının dayanılmaz teri aslında bir yerde benim utangaçlığımı ve çekingenliği mi de kırıyor. Hele ki öğretmenin arada beni kesmeyip devam ettirmesi ve sonundaki insani yaklaşımı, öğretmen algısındaki sert görüntüyü daha bir sevecen hale getiriyor.

Notum mu?

ÇOK İYİ.

SAYGI VE SEVGİLERİMLE…

TEŞEKKÜRLER HOCAM.

Bi'SORU DAHA?