Anadolu'da yaşanmış bir hikaye... Bir tarafta polis olup Türkiye'yi dolaşan memur, diğer tarafta memleketinden çık(a)mayan yurdum insanı...

Anadolu'da küçük bir ilçe... İki akraba... Mehmet ve Bülent. Mehmet'in kaderi doğup büyüdüğü yerden dışarı çıkmamak üzerine kurulu bir hayat.

 

Yöresel bir hayat

Mehmet hastalık ve ciddi durumlar dışında ilçeden dışarı çıkmayan bir hayata sahip. Kendi yağıyla kavruluyor. Kredi kartı kullanmıyor, akıllı telefonu yok. Babadan kalma toprağına yaptıkları küçük bir evde yaşamını sürdürüyor. Ve 3 tane de çocuğu var.
Mutlu mu? Evet MUTLU. Zengin tabir edilen günümüz dünyasının değerlerine görüntüde sahip değil belki ama gönlündeki zenginlik ve huzur onu ve çevresini mutlu ediyor.

Kamusal görev ve turlar

Bülent ise polis memuru.
Polis memuru Bülent, görevi gereği Türkiye'nin dört bir yanını geziyor. Ama genelde iş yoğunluğuna bağlı yorgun bir hayat. Evli ve bir çocuk sahibi. Altında da taksitle alınmış ve ödemeleri devam eden bir otomobili var. 2 tane kredi kartı ve her ay asgarisinin ödenebildiği bir ekonomik düzen.
Yerleşik hayattaki Mehmet ise asgari ücretle yöredeki fabrikada gece vardiyasında işçi olarak çalışıyor. Ve Mehmet avcılığa meraklı. Bir de motorsikleti var. Bol bol yöredeki baraja gidip balık avlıyor ve fazla yakaladığında ya komşularına veriyor ya da satıyor az çok ihtiyacını karşılıyor.

Bülent yıllık izninde doğup çocukluğunu geçirdiği memleketine gidiyor. Mehmet de Bülent'i balığa götürüyor. Bülent o kadar mutlu oluyor ve hayata bakışı değişiyor ki... O kadar büyükşehir ve farklı yerler görmesine rağmen memleketindeki basit bir balıkçılık hobisinin iç huzurunu hissediyor. Ve sayısız şehir ve ilçe görmüş polis Bülent, Mehmet'e dönüp silahını da belinden çıkararak yere bırakıyor ve şöyle bir söz ediyor:
BİZ HAYAT FALAN YAŞAMIYORUZ YA!..

Görevi gereği de olsa çok gezen mi, az yer gören mi mutlu?

Bi'SORU DAHA?

    Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.