Kız Kulesi ile ilgili efsaneler nelerdir? Kız Kulesi nerededir? Kız Kulesi'nin tarihi süreci nasıldır?

İstanbul dendiğinde akla tabii ki boğazı, tarihi yerleri ve de görsel güzelliğiyle görenleri etkileyen Kız Kulesi gelir. Kız Kulesi bir anlamda tarihsel ve kültürel bir mirastır aslında. Yıllara meydan okumuş, dalgalar içinde dimdik ayakta kalmış bir yapı...

 

Marmara Denizi'nde Anadolu yakasına yakın, Salacak kıyısına 100 metre mesafede, kayalıklar üzerindedir. Bırakın İstanbul'u şehir dışından da birçok insanda merak uyandıran muhteşem bir görselliği olan tarihtir.

18 metre yüksekliğinde ve toplam 9 kattan oluşan kulenin, 5 katı hizmet amaçlı kullanılmaktadır. Ve turizme hizmet vermektedir.

Kız Kulesi'nin yapım süreci ve tarihçesi

Yapımı konusunda rivayetler vardır. Bir rivayete göre;

Milattan önce 410 yılında, Atinalı kumandan Alkhibiades, Kapıdağ Yarımadası’ndaki Kyzikos zaferinden sonra buraya, Karadeniz’den gelen gemileri kontrol altında bulundurmak amacıyla bir gümrük yeri yaptırır.

12. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Manuel Komnenos (1143-1180) aynı yerde yaptırdığı kule ile Sarayburnu’nda Bizans içkalesinin önünde bulunan Mangana Kulesi arasında zincir gerdirerek, boğazı kapatır. Kız Kulesi ile kara arasındaki sığ kısmı da sağlam bir duvarla kale gibi kapatır. Zincirin ağırlığı kulelere zarar vermesin diye, denizde muayyen aralıklarla ahşap sallar geçirilir.

Bir diğer rivayet; I.Manuel Komnenos’un, damatlığa layık görmediği Leandra’yı bu kuleye hapseder. Bu bakımdan Kule, "Leandra Kulesi" diye de adlandırılır. Ayrıca, tepesinde öküz kitabeli mermer heykel olduğu için Damalis (Öküz Kulesi) veya küçük kule anlamına gelen Arkala (Arkla) isimleri ile de anılır.

Atinalı general Hares'in, sevgili karısının hatırasına yaptırdığı da iddia edilir Konstantin'in falcının kehanetinden kızını korumak için yaptırdığı da.

Fatih Sultan Mehmed, 1453’de İstanbul’u aldıktan sonra buraya bir nöbetçi birliği yerleştirir ve yapıyı sağlamlaştırır. Her akşam yatsıdan sonra ve seher vakti, kulede mehter nöbet çalmağa başlar. Bayramlarda ve padişahların tahta çıktıkları zaman sahil saraylarını ziyaretlerinde Kız Kulesi’nden top atışı yapılması gelenek haline gelir.

1509’daki depremde yıkılan kulenin yerine yapılan yine ahşap olan kulede, III.Ahmed’in Sadrazamı, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa (1660-1730), Karadeniz ve Marmara’dan gelen gemilere geceleri yollarını göstermesi için zeytinyağı feneri koydurur. Sıçrayan bir kıvılcımla 1720 yılında (1130 Receb ayı ortasında) kule yanar, Damat İbrahim Paşa buraya derhal kagir bir fener kulesi yaptırır.

I.Mahmut’un, Kızlarağası Beşir Ağa’yı buraya hapsettiğinden bahsedilir.

1755 yılında Hekimoğlu Ali Paşa (1689-1758), III.Osman’ın buyruğu ile burada tutulur, Valide Sultan’ın araya girmesi ile cezası sürgüne çevrilir.

1822 yılında İstanbul’daki veba salgınında, hastalar kısmen Kız Kulesi’nde kurulan mat’un hastanesinde tecrit edilir.

1832 yılında II.Mahmut tarafından kule onartılır, 25 yıl sonra da 1857’de bina Fenerler İdaresi’ne verilir. 1945’de ise İstanbul Liman Müdürlüğü’ne geçen kule, tekrar onarım görür.

Kız kulesi bir müddet radar istasyonu olarak kullanılır. Deniz taşımacılığı seyrüsefer emniyeti için kulede akşamları ışık yakılır, sisli havalarda da sis düdüğü çalınır. Ayrıca Harem ve Liman kılavuzluk istasyonlarının görüş mesafesi kısa olduğu için, 1983 yılına kadar boğazdan geçen bütün gemileri 24 saat bildirme ve kontrol görevi, Denizcilik İşletmeleri’nin iki memuru tarafından yapılır.

Bir dönem de kulede siyanür depolanır. Üsküdar Belediyesi’nin yapıyı turistik tesis olarak planlama girişimiyle, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 1992 yılında aldığı karar sonrası siyanürler, Tuzla’daki bir depoya taşınır. 1994 yılında kule, Ulaştırma Bakanlığı’ndan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na devredilir. 1995 Temmuzu’nda Kız Kulesi’nin restorasyon ve işletme ihalesini 49 yıllığına özel bir şirket alır. Mevcut verilerini koruyup, mekana uygun işlevsel iç projesi oluşturulan yapının restorasyonu 5 yıl sürer. Gözetleme hizmetleri ise devam etmektedir.

Kız Kulesi Efsaneleri

Yunanlılara göre

Yunanlar buraya "Damalis Kulesi" derler. O dönem Atina Kralı Hares’in çok güzel bir eşi varmış. Salacak sahilini çok sevdiğinden öldüğünde onu buraya gömdürmüş. Yunanlarda bu nedenle sahile Damalis sahili, kuleye de Damalis Kulesi demişler.

Hero ve Leandros Efsanesi

Hero, Yunan mitolojisinde aşk ve güzellik tanrıçası olarak tanımlanan Afrodit’in rahibelerinden biridir ve Kız Kulesi’nde görev yapmaktadır. Rahibe olması nedeniyle aşka yasaklıdır ve erkeklerle ilişkisi yoktur.

Bir gün yıllardır kaldığı kuleden bir tören için karşıya geçer. Orada Leandros adında başka bir rahip ile karşılaşır ve ona ilk görüşte aşık olur. Rahip Leandros da aynı duygulara kapılır. Görüşebilmelerinin tek yolu, Leandros’un boğazın soğuk ve akıntılı sularını geceleri yüzerek aşmasıdır. Bir süre bu şekilde aşk yaşayan çiftin hikayesi, rüzgarlı bir gece Hero’nun sevgilisine yol göstermesi için yaktığı fenerin sönmesiyle son bulur. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğularak ölür. Efsaneye göre bu duruma gözleriyle şahit olan Rahibe Hero, yaşadığı acıya dayanamaz ve o da kendini boğazın sularına bırakarak hayatına bir son verir.

Bu efsaneye dayanarak Romalılar burayı, Leandros Kulesi olarak adlandırmışlar.

Sepetteki Zehirli Yılan Efsanesi

Kız Kulesi'nin en yaygın ve bilinen hikayesi şöyledir... Ki bu efsanenin Yunan-Roma ve Türk türevleri vardır.

Hanım Sultan

Bu hikayeye göre Selçuklu Sultanlarından biri, rüyasında çok sevdiği kızının bir yılan tarafından ısırılarak öleceğini görür. Vesveseye kapılan sultan, kızını kuleye yerleştirir. Kendisi dahil kimsenin kuleye girip çıkmasına izin vermez. Hatta su ve süt dahi özel borularla akıtılır adacığa. Derken yıllar sonra hanım sultan hastalanır. O güne dek bilinen en iyi hekim tarafından zar zor iyileştirilir genç kız. Bunun üzerine pek çok farklı yerden hanım sultana hediyeler yollanır, bunların arasında da bir sepet üzüm vardır. Üzüm sepetinin içine gizlenmiş olan yılan, o gece hanım sultanı zehirleyerek ölümüne neden olur.

Eski çağlarda Romalı bir imparatora, falcılar tarafından eşinin öleceği söylenir. O da kraliçesini korumak için Kız Kulesi’ne yerleştirir. Kendisinden ve özel hizmetlilerden başka kimsenin yanına girmesine izin vermez. Yine de kaderin önüne geçemez ve kraliçeye gönderilen yiyecek sepetinin içinden çıkan yılan onu orada sokarak öldürür.

Battal Gazi Efsanesi

Battal Gazi, dönemin İslam Halifesi Harun Reşid’in ordusuyla İstanbul kuşatmasına katılır. Kuşatmadan sonuç alamayan İslam ordusu geri çekilirken Battal Gazi, Üsküdar’da kalmaya devam eder. Çünkü tekfurun kızına aşıktır. Ancak Üsküdar tekfuru, imparatorun izniyle kızını kuleye hapsederek onu Battal’dan koparmaya çalışır. Bunun üstüne Seyyid Battal, bir gece Kız Kulesi’ni basarak hem tekfurun kızını hem de kuledeki hazineleri alarak kaçar. Meşhur, “Atı alan Üsküdar’ı geçti” deyiminin de bu efsaneye dayandığı söylenir.

Bi'SORU DAHA?