Galatasaray'ın yeni transferi Okan Koçuk nereli? Okan Koçuk futbola nasıl başladı? Okan Koçuk’un örnek aldığı futbolcular kimler?

Bursaspor altyapısından yetişen geçen sezonu İstanbulspor’da kiralık geçiren ve A Millî Takıma da seçilen, son olarak ise Galatasaray ile anlaşan kaleci Okan Koçuk, hayat hikayesini Futbol Federasyonu’nun Tam Saha Dergisi’ne anlatıyor...

Tamirhanede babaya yardım

27 Temmuz 1995'te Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde doğdum. Babam araba tamircisi, annem ise ev hanımı. Ben de yazları babamın yanında çalışırdım. Tamirhaneye gider arabaların altın girer, iki vida sıkardım. İnsan sanayide gerçekten de hayatı öğrenebilir. Ben de orada hayatı öğrenirdim. Orada bulunmaktan, çalışmaktan mutlu oluyordum. Şimdi gıda mühendisi olan bir ağabeyim var. Küçüklüğümüzde birlikte sanayiye gider, babama yardım ederdik.

Sanayiye gittiğim dönemlerde fiziğim yaşıtlarıma göre daha gelişmişti. Ancak babamın sporla hiç alakası yoktu. Ailemde de bırakın sporcu olmayı, sporla alâkası bulunan kimse yoktu. Sporcu olmayı tamamen kendim tercih ettim.

Futbola başlama hikayesi...

12 yaşında Bursaspor'a transfer olana kadar Mustafakemalpaşa'da okudum. 8. sınıftan itibaren ise eğitimime Bursa'da devam ettim. Futbolu tercih ettiğinizde de derslerinizden feragat ediyorsunuz. Sonuçta ben futbolu seviyor ve oynamak istiyordum. İzin alıp antrenmanlara gidiyordum. Ama tabiî okuldaki diğer arkadaşlarınızdan dersler konusunda geri kalıyorsunuz. Orada bir yol ayrımı oldu ve ben futbolu seçtim. Bugün iyi ki de seçtim diyorum.
Amcam, "Seni Mustafakemalpaşaspor'un altyapısına yazdıralım" demiş, ben de, "Tamam" deyip gitmiştim. Amcam futbolu seven ve takip eden bir insandı. Onunla maçlara giderdim. Yaz okuluna gittim onun sayesinde. Hikâyem de burada başladı diyebilirim.

Kalecilik mi forvet mi?

Okul takımında forvet oynuyordum. Golcüydüm. Gol atmayı seviyordum. Ama 8 yaşındayken yaz okulunda kaleciliği seçtim. Bana, "Hangi mevkide oynuyorsun?" diye sordular. Ben de bir anda içimden gelen bir duyguyla, "Kaleci olmak istiyorum" dedim. Eldivenleri verdiler, ben de kaleye geçtim. Bu tamamen içimden gelen bir duyguydu. O gün kaleci olmak istiyordum, oldum. Yaz okulunda kaleci oluyor, okul takımında forvete geçiyordum. En sonunda bir gün okul takımındaki hocam, "Artık birini seçmelisin. Ya kaleci olacaksın ya da forvet" dedi. Golcü olmak istiyordum ama yaz okulundaki hocam, "Kalecilikte gerçekten iyisin. Burada ilerlemelisin. Bu konuda yeteneğin var" deyince yolumu kaleci olarak yürümeyi kabul ettim. Bana bu yolu gösteren Cüneyt Hocamdan Allah razı olsun. Bana doğru bir tercih yaptırmış ki, bugün buralara kadar geldim.

 

Mustafakemalpaşaspor o zamanlar çok zor dönemlerden geçiyordu. 3. Lig'den düşmek üzereydi. Ancak buna rağmen altyapısı vardı. Ben orada devam ediyordum. Maçlara gidip geliyorduk. Bir gün Bursaspor ile grup maçımız vardı. O maçta çok iyi performans sergiledim. 3-0 yenilmemize rağmen beni beğenmişlerdi. Ondan sonra ailemi aradım. Bursaspor'un beni istediğini söyledim. Havalara uçmuştum. Mustafakemalpaşaspor kapanmak üzereydi. Belki de orada o gün seçilmeseydim futbol hayatım bitebilirdi. Bence dönüm noktası orası. Çünkü o günden sonra kulüp kayyuma gitti ve kapandı. Ben o sene transfer olmasam bir daha bu şansı bulamayabilirdim. O sene Bursaspor'da Faruk Korkmaz vardı. Şu anda da Bursaspor'da altyapıda genel koordinatör… Musa Öztürk ve Faruk Korkmaz beni beğendi ve kulübe kazandırdılar.

Başarının sırrı

Yetenek gerçekten çok önemli… Ama bu işin bence detayı çalışmak, çok çalışmak… Eğer çok çalışırsanız bir gün kapılar size açılacaktır. 12 yaşında gurbete gittim. Bursa ile Kemalpaşa arasında 1 saat var ama bizim evimizle kaldığımız tesislerin arası 2.5 saat! O yüzden çok rahat gurbete gittim diyebiliyorum. İlk yılımda çok zorlandım. Sürekli ailemi arıyor, "Geri dönmek istiyorum" diyordum. Ama ilk seneyi atlattıktan sonra biraz daha olgunlaştım. Hayatı orada öğrendim. Ailem sürekli destek verdi. Beni yalnız bırakmamaya çalıştılar. 12 yaşında bir çocuk olarak minibüsten in, metroya bin, metrodan in, tekrar minibüse bin, çok zordu. Ailem yanıma gelip destek oluyordu. O noktada fedakârlıklar yapıyorsunuz. 12 yaşındaki çocuk her zaman ailesinin yanında olmak ister. Anne-baba sevgisini sürekli almak ister. Ama siz orada annenizden, babanızdan uzak kalıp, bir işi başarmak için uğraşıyorsunuz. Hayatınıza yön vermek için çalışıyorsunuz. Benim için çok zor bir dönemdi ama şimdi o zor günlere dayanmanın meyvelerini topluyorum.

Bursaspor’a ilk gittiğimde imkânlar inanılmazdı. Her şey üst düzeydi. Tam anlamıyla bir futbolcu yetiştirme fabrikasının içindeydim diyebilirim. Beş tane saha vardı. Her şey sizin için düşünülmüş. Orada yaşıyorsunuz, orada kalıyorsunuz, 3 öğün yemeğinizi yiyorsunuz, okulunuza servisle gidiyorsunuz. Hepsinden önemlisi ise hocaların kalitesiydi. Hepsi işlerini çok seviyor ve severek yaptıklarını oyunculara hissettiriyordu. Bu sayede oyuncu kazandırıyorlardı. En önemli nokta bence işini sevmekti. Şimdi Ümraniyespor'un kaleci antrenörü olan Ahmet Kuzaltı vardı benim dönemimde. Gerçekten üstümde çok emeği vardır. Allah ondan razı olsun. Çok teşekkür ediyorum kendisine. Günde çift idman yaptırıyordu bize. Belki maaşları azdı ama işlerini çok seviyor ve çok saygı duyuyorlardı. Bizi buralara onlar getirdi. O dönemde benimle birlikte çok oyuncu çıktı altyapıdan. Enes Ünal, Furkan Soyak, Batuhan Altıntaş, Kubilay Kanatsızkuş, Muhammet Şengezer'le birlikte hepimiz altyapıdan çıktık. Elbette oyuncunun yeteneği ve çalışması çok önemli ancak ben en önemli faktörün hocaların işini severek yapması olduğuna inanıyorum. Bizimle hep birebir ilgileniyorlardı. Psikolog tutmuşlardı, İngilizce öğretmeni tutmuşlardı. Her türlü imkânı sağlamışlardı bize. O dönemde U16'da ve U18'de şampiyon, U17'de de ikinci olmuştuk. A takıma ilk olarak U16'da çıkmıştım. Gerçekten üzerimde çok büyük emekleri var. Faruk Korkmaz, Musa Öztürk, Ahmet Kuzaltı Hocalarıma buradan bir kez daha teşekkür ediyorum.

Kalecilik nasıl bir meslek?

Bence Türkiye'de günah keçisi kaleciler. Zor bir meslek çünkü arkanızda hatalarınızı telafi edebilecek kimse yok. Bu sezon hatalı bir gol yedim. Belki daha da çok hata yapacağım. Ama sonuçta işimi çok seviyorum ve severek yapıyorum. Hatalar hep olacak. Ama bu hatalar beni daha da güçlendirecek, tecrübemi artıracak. İki sezondur Spor Toto 1. Lig'de oynuyorum. Çok hata yaptım ama bu hatalar beni daha da güçlendirdi. Daha da tecrübeli olmamı sağladı… Günümüzdeki tecrübeli kalecilere bakarsanız hepsinin mazisinde büyük hatalar vardır. Futbol bir hata oyunudur. Futbol hatalarla güzel bir oyundur. Zaten hata olmazsa nasıl gol olacak ki?

 

Sezon başında Bursaspor kampına katıldım. Kadroda kaleci olarak Mert Günok, Harun Tekin ve Muhammet Şengezer de vardı. Hocalara, "Oynayarak kendimi geliştirmek istiyorum. Şu anda burada Harun ve Mert ağabeyler var. Benim oynama şansım görünmüyor" dedim. Bana ve bu fikrime değer verdiler. Kiralık gitmem için izin çıkınca kulüpler benimle ilgilenmeye başladı. 3-4 kulüp arasında bir seçim yapmam gerekiyordu. Tercihimi oynayabileceğim takımdan yana kullanacaktım. İstanbulspor'dan Yalçın Koşukavak Hocam beni bizzat aramıştı. Bir takımda hocanın sizi direkt istemesi çok değerlidir. Bu nedenle İstanbulspor'a transfer oldum. İyi ki de gelmişim. Doğru bir seçim yaptığım ortaya çıktı. Bu arada Harun Tekin gördüğüm en kaliteli insanlardan biri. Mükemmel bir kişilik. Bana çok destek oldu. Şenol Güneş döneminde arkasında ikinci kaleciydim. Bana her zaman yardımcı oldu. Gördüğüm en iyi insanlardan birisi. Daha iyi yerlerde olmayı hak ediyor.

Sonuçta ben Bursaspor'un oyuncusuyum ve sezon sonunda kulübüme döneceğim. Bursaspor altyapısından yetişen bir oyuncuyum. Tabiî ki Bursaspor'a katkı vermek, oynamak isterim. Sonuçta o şehrin çocuğuyum. Ama geri döndüğümde neler olacağını bilemiyorum. Ama ben sürekli oynamak ve kendimi bu şekilde geliştirmek, seviye atlamak istiyorum. Oynayamazsam kiralık gitmeyi düşünebilirim. Hedeflerim var. A Millî Takım'a sürekli çağrılmak amacındayım. Çünkü başarı sürdürülebilir olmalı. İki kamp döneminde A Millî Takım'a çağrıldım diye "Ben oldum" diyemem. Hâlâ futbolcu adayıyım. Henüz bir şey olmadım. Sürekli çağrılmak istiyorum. Sürekli iyi performans göstermek zorundayım. A Millî Takım'da sürekli olmalıyım. Avrupa'da oynamak istiyorum. Sezon sonu Avrupa'dan teklif olursa direkt gitmek isterim. Her oyuncu gibi benim de hayalim bu. Favori liglerim var. Orada olmak isterim. Ben libero gibi oynayan bir kaleciyim. Ayağımı da iyi kullanabiliyorum. Çocukluğumdan beri İspanya ve İngiltere'de oynamak istiyorum. Ama İspanya bana daha yakın. Çünkü dediğim gibi ben oyun kurabilen bir kaleciyim. Ayağa oynamayı seviyorum. Burada olmamın sebebi de bu… Yalçın Hocam da beni bu yüzden tercih etti. Çünkü İstanbulspor ayağa pas yapan bir takım.

Örnek aldığı isimler

Çocukluğumdan beri Buffon hayranıyım. Onu çok seviyorum ve sürekli izliyorum. Ama yıllar geçtikçe futbol ve oyunculardan istenen şeyler de değişiyor. Kaleciler de artık oyunun içinde. Ayaklarını kullanmak zorundalar. Top sizdeyken oyun kurmanız gerekiyor. Sadece top kurtarmakla kaleci olunmuyor. Neuer çıtayı çok başka bir yere koydu. Neuer'den sonra işimiz zorlaştı. Artık kalecilerden çok daha fazla şey istiyor teknik adamlar. Bu devirde sadece top kurtarmakla kaleci olunmuyor. Barcelona'nın kalecisini görüyorsunuz, tek pasla gol attırıyor. Bunlar artık bizden de isteniyor. Kalecilerin gittikleri kulübü oyun anlayışına göre seçmeleri gerektiğini düşünüyorum. İstanbulspor'a gelmekle doğru bir seçim yaptım. Benim oyun stilime çok uygun ve bana çok yararı oldu ki bu sayede Millî Takım'a seçildim. Dediğim gibi kendi yeteneğinizi bilmeli ve buna göre bir kulüp seçmelisiniz.

YOLUN AÇIK OLSUN OKAN KOÇUK...

Bİ'ÇOK

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.