Nazım Sangare nereli? Nazım Sangare’nin futbola başlama hikayesi nasıldır? Nazım Sangare kaç dil biliyor?

Herkesin fiziki görüntüsüne ve soyadına baktığında yabancı sandığı Nazım Sangare bizden biri aslında... 2011-2012 sezonunda Alemannia Aachen U19 takımıyla başlayan kariyeri B. Mönchengladbach U19, Alemannia Aachen, Fortuna Düsseldorf II, Osnabrück ve 2017-2018'de transfer olduğu Antalyaspor’da devam eden sağ bek... Onu tanımaya ne dersiniz?

Türkiye Futbol Federasyonu’nun Tam Saha Dergisi’ne (Eylül 2018) röportaj veren Nazım Sangare kendi hikayesini anlatıyor;

Almanya doğumlu

Annem Eskişehirli babam Gineli. Annem Almanya'da üniversitede okurken, babamla tanışıyor. Babam da üniversiteyi okumak için Almanya'daymış. Sonrasında evlenmeye karar vermişler ve ben Almanya'da 1994 yılında dünyaya gelmişim.
Çocukluğumun geçtiği Köln'de çok sayıda Türk vardı ve sık sık Türkçe konuşma fırsatım oldu. Yine de Türkçem mükemmel değil. Çünkü biz evde sadece Türkçe konuşan bir aile değildik. Anneannem bana ve ablama baktığı için onunla Türkçe konuşuyorduk. Ama babam Fransızca ve Almanca konuşuyordu. Yani çok fazla dil konuşulan bir evde büyüdüm. Mahalle hayatımı sorarsanız; her gün top oynardım. Adeta sahada yaşadım diyebilirim. Arkadaşlarımla bütün gün futbol oynardım.

Futbolla tanışması

Futbolla çok yakın bir arkadaşım vesilesiyle tanıştım. Benden 2 yaş kadar büyüktü. Ben hep onu idol olarak görüyordum. O da futbol oynardı. Yaşım 3'tü ve ben de onun gibi, bir takımda hemen futbol oynamak istedim. Arkadaşım 15 yaşına geldiğinde futbolu bıraktı. Kendisiyle hâlâ görüşüyoruz. Benim futbolcu olmamda çok büyük etkisi var. Kendisiyle görüştüğümüzde bana çok büyük saygı duyduğunu ve gerçekten gururlandığını söylüyor.
Almanya'da liseye kadar okuyabildim. Sonrasında üniversiteye gitme şansım olmadı. Çünkü hayatımdaki öncelik futboldu. Şimdi değil ama ileride üniversiteyi okumayı istiyorum. Önceden Almanya'da 2-5 yaş grubu öğrencilerin yer aldığı bir kreşte çalıştım. 6 ay kadar. Eğitici olmak anlamında planlarım var gelecek için. Yani futbol ve çocuklar üzerine bir şeyler yapmak istiyorum. Eğer futbolcu olmasaydım da okul yapmak isterdim. Çünkü çocukları çok seviyorum. Futbol okulu açmayı planlıyorum. Çocuklara eğitim ve futbol gibi bir imkânı bir arada sunmamız lâzım. Kafamda böyle bir okul açma planı var.

Yaşım 16'ya geldiğinde, sadece futbol oynamak istediğime karar verdim ve yalnızca futbola yöneldim. Spor dalları arasında futbol genelde göçmenler için bir sınıf atlama noktasıdır. Çünkü yeteneklerini orada gösterebilecek birçok platform vardır. Ama tenise baktığınızda, başka spor dallarına baktığınızda özel yetenek ister. Fakat futbolda daha bir başkadır. O yüzden de genelde bu şekilde olduğunu düşünüyorum.
Brezilyalı Ronaldo, örnek aldığım bir isimdi. 2002 Dünya Kupası finalindeki Brezilya-Almanya maçında attığı iki golle beni kendisine hayran bırakmıştı.
Antalyaspor'dan teklif geldi. Antalya'ya geldim ve Antalyaspor'un tesislerini gezdim. Antalya Stadyumu'nu gördüm. Kulübü ve imkânlarını görünce kabul ettim. Gerçekten çok iyi imkânlara sahip bir takıma geldim.

Milli Takım hedefi

Hedefim Türkiye Milli Takımı'nda oynamak. Evet, Gine Millî Takımı'ndan da bir teklif geldi. Onlar da beni çok istiyor ve sürekli arıyorlar ama ben ilk önce Türk Millî Takımı'nda oynayabilmek için mücadele ediyorum. En iyisini göstermek istiyorum. Neden özellikle Türkiye derseniz; kendimi Türkiye'ye daha yakın hissediyorum.
Rıza Çalımbay, Hamza Hamzaoğlu'yla çalıştım ve şu anda Bülent Korkmaz’la devam ediyoruz. Çalışma imkânı bulduğum tüm hocalarımın bana kattığı çok şey var. Hepsi de bana bir sağ bek olarak ofansif açıdan çok etkili olduğumu, defansif özelliklerimi geliştirip oturttuğum takdirde daha iyi bir oyuncu olacağımı ve kariyerimi daha üst noktalara taşıyabileceğimi söyledi. Gerçekten de savunmadaki eksikliklerime biraz daha yoğunlaşmam gerekiyor. Yaptığım iyi şeylerden biri de hocalarla birçok analiz yapmam. Tabiî ki sahada da çok çalışıyorum. Başarılı olabilmek için çok çalışmaya devam etmem gerektiğini de biliyorum.

Dil olayı!

İlk kez gören herkes benimle İngilizce konuşuyor ve ben de onlara, "Ben Türküm" cevabını veriyorum. Sonrasında herkes şaşırıyor.
Arkadaşımla bir kafede oturuyorduk. Aramızda Almanca konuştuk. Yan masada oturan kişiler de bizimle ilgili Türkçe konuştu aralarında. Tabiî ben ve arkadaşım onların konuşmaları duyduk. Sonra benimle ilgili söylediklerine karşılık teşekkür ettim. O an yüzlerinin aldığı şaşkınlık ifadesi gerçekten çok ama çok komikti (gülüyor).

Mükemmel Türkçe konuşmuyorum ama Türkçeyi de Almancayı da biliyorum. İngilizceyi iyi derecede, Fransızcayı da idare edecek kadar konuşuyorum.
Süper Lig’de Bafetimbi Gomis'i çok beğeniyordum. Trezeguet de gerçekten beğendiğim bir isim.
Futbol olarak çok değil ama karakter olarak Beşiktaş'ta oynayan Atiba'yı çok seviyorum. Trabzonspor'daki Yusuf Yazıcı ve Abdülkadir Ömür'ün gerçekten iyi ve gelecek vadeden isimler olduğunu düşünüyorum.

Hobileri; DJ müziği çok seviyorum. Bağlama da çalıyorum. Basketbolla da ilgileniyorum. Futboldan önce de bu sporu da yaptım.

Atila Turan kimdir? Atila Turan'ın hikayesi nasıldır?

Bilal Başaçıkoğlu kimdir? Bilal Başaçıkoğlu'nun hikayesi nasıldır?

Ozan Kabak kimdir? Ozan Kabak'ın hikayesi nasıldır?

Bi'SORU DAHA?

    Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanımaktadır.