Trabzonspor forması giyen Hüseyin Türkmen futbola nasıl başladı? Hüseyin Türkmen'in lakabı nedir? Hüseyin Türkmen'in hikayesi nasıldır?

1 Ocak 1998 Akçaabat doğumlu Hüseyin Türkmen. Trabzonspor forması giyen ve savunmada görev alan Hüseyin Türkmen, futbola nasıl başladığını, gelişim sürecini, uğurlarını ve örnek aldığı futbolcuyu anlattı. Trabzonspor Kulübü'nün dergisine konuşan Hüseyin Türkmen'den öne çıkanlar şöyle...

 

Futbol topu hediyesi

Aslen Trabzonluyuz. Babam polis, annem ise ev hanımı. İki kız kardeşim var. Ailede benim dışında sporla ilgilenen olmadı. Babamın işinden dolayı birçok yer dolaştık. İzmir’in Selçuk ilçesinde doğdum ve beş yıl burada kaldık. İzmir deyince aklıma sadece tek bir şey geliyor; o da babamın bana aldığı futbol topu. Çok küçük yaşta aldığım bu hediyeyi asla unutamıyorum.

Futbola başlaması...

Ünye’ye taşındığımızda Ünye Belediyespor’da futbola başladım. Üstelik başvuruyu kendim yaptım. Çünkü futbolu çok seviyordum ve bir takıma dahil olmak istiyordum. Takımda kaptanlığa kadar yükseldim. Takımımla birlikte Ünye’de şampiyon olarak Ordu’da yapılacak olan finallere katılmaya hak kazandık. Finale kadar yükseldik ancak bu maç öncesi kaptanlığım bir şekilde elimden alındı. Bu durum çok zoruma gitmişti. Maça çıkmadan önce uzun süre ağlamıştım. Artık o takımda oynamak istemiyordum. 11 yaşındaydım ve çok üzgündüm. Bir süre düşündükten sonra Trabzonspor’un oyuncu seçmesi yapacağını öğrendim. Hemen internet sitesine girerek başvuru formunu doldurdum. Bunu yaptığımdan ailemden kimsenin haberi yoktu. Ancak ortada bir sorun vardı; formun kulübe fakslanması gerekiyordu. Bunun için mecburen babamdan yardım istedim. Babam durum karşısında çok şaşırmıştı, ama ona neler yaşadığımı ve neler hissettiğimi detaylı bir şekilde anlattım. Faksı gönderip seçmeler öncesinde Trabzon’a geldik.

Yaylada hazırlık

Seçmelere katılmadan önce çok iyi hazırlanmam gerekiyordu. Annemler çayır biçmek için yaylaya gidecekti, ben de onlarla birlikte yaylaya çıktım. Onlar çayır biçerken, ben yüksek rakımda kendi kendime antrenman yapmaya başladım. Koşuyordum, top sektirip evlerin duvarlarını kullanarak pas alışverişi yapıyordum. Nihayetinde üç gün sürecek seçmelere katılmak için tesislere geldim. Her şey benim için iyi başladı. Üçüncü günün sonunda da çok önemli bir gelişme oldu. O dönem takımın başında Şenol Güneş vardı. Yardımcısı da Ünal Karaman’dı. Ünal hoca seçmeleri takip ediyordu ve yanındakilere eliyle beni işaret etmişti. Sonrasında altyapıdaki antrenörlerimizden Salih Tekke yanıma gelerek, 'Yetenekli bir oyuncusun. Biz seni arayacağız' dedi. Çok mutluydum. Ailemle Ünye’ye dönmüştük ancak zaman geçmiyordu. Bir an önce kulüpten telefon gelmesini bekliyordum. Çok sabırsızlanmıştım. Artık daha fazla dayanamayarak babamdan kulübü aramasını rica ettim. Sonrasında dileğim gerçekleşti ve Trabzonspor’un oyuncusu olma mutluluğunu yaşadım. Ancak önce 1461 Trabzon’a gönderildim. Burada çeşitli yaş kategorilerinde forma giydim. U19 seviyesine gelince Trabzonspor altyapısına geri döndüm.

Ünal Hoca ile sohbet!

Ünal Hocamız, geçen sezon Karabükspor’un başındayken kendisiyle konuşmak istedim, ama sonra utandım ve bu fikrimden vazgeçtim. Takımımızın başına gelince sezon başı kampında durumu anlattım. Hocamız da gülerek, 'Futbolcudan anlıyormuşum' dedi. Hocamla aramda çok iyi bir ilişki var. En zor maçlarda bile formayı tereddüt etmeden bana verdi. Güvendi ve bu güvenini bana hissettirdi. Oyuncular olarak bizi sevdiğini biliyoruz. Kendisine çok teşekkür ederim.

Maç öncesi uğurları

  • Maçları önce kafamda oynuyorum. Yapacaklarımı planlıyorum. Maça çıkınca biraz heyecan oluyor açıkçası. Devamında tamamen oyuna konsantre olduğum için heyecan kalmıyor.
  • Çok küçük yaşlardan itibaren kendime ilke edindiğim, 'Asla pes etme, yarın daha iyi olacak' şeklinde bir yaşam mottom var. Bu nedenle kendimi pes etmeyen, vazgeçmeyen biri olarak tanımlayabilirim.
  • Babam biraz da mesleğinden dolayı gergindir. Bu nedenle maç kritiğini genellikle annemle yaparım. Annemle karşımda hocam varmış gibi profesyonelce konuşabilirim. Futboldan anlar ve bana doğru öğütler verir.
  • Her maç öncesinde mutlaka tıraş olurum. Otobüse binmeden önce double espresso içerim. Kramponlarımı giyerken iki kez, ısınmada ise yedi kez ayet-el kürsi okurum. Ayrıca sahaya sağ ayakla girerim.
  • İdolüm Sergio Ramos. Forma numaramı da bu nedenle dört olarak belirledim. Önceden bir lakabım yoktu ama son günlerde takım arkadaşlarım ve taraftarlar Ramos diye seslenmeye başladılar.

Bi'SORU DAHA?