Simonov kimdir? Simonov'un askerler tarafından ezbere bilinen "Bekle Beni" şiiri kimin için yazılmıştır? Simonov'un aşkına ne olmuştur?

Simonov... Kızıl Yıldız ve Savaş Bayrağı gazetelerinde çalışmaktadır.

 

İkinci Dünya Savaşı başlar, Alman orduları Avrupa’nın büyük bir bölümünü işgal eder ve sonra Sovyetler Birliği’ne girer. 

Moskova ile Stalingrad kuşatma altına alınır. Simonov, gazetesi tarafından savaş muhabiri olarak Stalingrad cephesine gönderilir.

Cepheye ayak bastığı günlerde partiye de kaydolur. Simonov Stalingrad cephesinde sadece bir gazeteci değil, aynı zamanda hem de yarbay rütbeli bir asker olur. Aynı zamanda parti komiseridir.

Cehennemi andıran  bir gece, yarı beline kadar çamura batar. Sağına soluna top ve şarapnel parçaları düşer, başının üzerinden vızır vızır mermiler uçuşur. Her zamanki gibi sevdiği kadını, güzeller güzeli Valentina Serova’yı düşünürken, aşk ve hasretin dayanılmaz bir hale geldiğini hisseder.

Bütün eti, bütün kemikleri, bütün sinirleri, elleri, gözleri, beyni o anda hemen oracıkta Serova'yı ister.

O an için "Çıldırmak üzere olduğumu anladım ve bunu önleyebilmenin tek yolu Valentina ile konuşmak, ona aşkımı ve hasretimi anlatmak ve mutlaka geri döneceğimi söylemekti" der sonraları.

 

Askerlerin cebindeki şiir

Ünlü "Bekle Beni" şiiri işte o gece yazılmaya başlanır. Simonov o sıralarda henüz yirmi beş yaşındadır ve önünde Valentina ile birlikte yaşanacak uzun yıllar olduğuna yürekten inanır. İzne çıkan bir askere şiirini verir ve yolu düşerse şiiri gazeteye bırakmasını söyler.

Siminov sonrasında savaş kızıştığı için şiirinden haber alamaz. Oysa asker şiiri gazeteye ulaştırmış, şiir gazetenin savaşın henüz sıçramadığı şehirlerden birindeki baskısında yayımlanmıştır.

Sonra bir gün askerlerden biri şiiri görür, onu keser ve Stalingrad yakınlarındaki bir kasabada yaşayan nişanlısına gönderir. Şiirden çok duygulanan genç kız da bunu arkadaşlarına gönderince, "Bekle Beni" fırtınası kopar.

Savaş boyunca ordudaki erler, subaylar bu şiiri ezberler. Yüzlerce değişik biçimde ama hep hüzünlü bir tonda bestelenir.

O dönemde cephede vurulup ölen ya da yaralanan tüm Sovyet askerlerinin tam kalplerinin üzerine denk gelen göğüs ceplerinde, ya gazeteden kesilip çoğaltılmış ya da kargacık burgacık harflerle yazıya dökülmüş Bekle Beni şiiri çıkar.

Bu şiirin, Ortadoks kutsal metinlerinden sonra Rus halkı tarafından en çok okunan ikinci yazı olduğu söylenir.

 

İlk görüşte aşk

Simonov, yaşadığı süre boyunca sevmekten bir an bile vazgeçmediği Valentina Serova’yı ilk kez Moskova yakınlarında bir  tren istasyonunda görür. O zamanlar yirmi bir yaşında ve Sovyet sinemasının oldukça ünlenmiş bir sanatçısı olan Serova, sarı saçlı, ince ve uzun boylu güzel bir kadındır. O yaz günü Moskova yakınlarındaki Kolomenskoye istasyonunda tesadüfen Valentina’yı gören Simonov, genç kadına hemen o anda  vurulduğunu hep anlatır.

Simonov o an için "Bolahnin  dantelleri ve Gorodets işlemeleriyle süslü gök mavisi bir elbise giymiş olan Valentina, uçuşan sarı saçları, yaramazca havalanan eteği ve boynundaki beyaz inci gerdanlığıyla çok güzel bir kadındı ve ona aşık olmamak imkansızdı" der.

1943'de evlenirler. Simonov, Valentina’ya "Senin yüzün benim kaderim" der ve bu kaderi severek yaşar.

Sonra savaş çıkar ve Simonov, cephelerde Valentina'ya yazmayı hiç aksatmaz.

Bekle Beni’den sonra Seninle ve Sensiz, Kızma Yazarsam adlı uzun şiirlerini hep bu dönemde ve tabii Valentina Serova için yazar. Burada önemli olan şiirlerin Valentina’ya ulaşmasından ziyade aşkını her gün, her dakika, her sabah, her akşam fısıldayabilmesidir. Simonov eğer bunları yapmasaydı çıldıracağını söyler.

Savaş biter Simonov, Valentina’nın yanına döner. Bazı şeylerin yolunda gitmediğini de işte ilk kez o günlerde anlar.

Valentina, Sovyet sinemasının en ünlü yıldızlarından biridir artık. Simonov ise uğruna ölümlere gidip geldiği, sadece ona kavuşmak umuduyla hayatta kalabildiği bu kadını artık pek tanıyamaz. O eski aşkını görmek ister ama göremez. Ama aşkından ve sevgisinden de asla vazgeçmez.

 

Valentina’nın dedikodulara yol açan bir hayat sürmesi, ortalıkta bazı yakışıklı sinema aktörlerinin adının dolaşması da Valentina’ya olan aşkını zerre kadar azaltmaz. Ama canı kadar sevdiği kadını incitebileceğinden de korkar. Valentina’yı kırmamak için 1957'de hiçbir açıklama yapmadan Valentina'yı terk eder.

Bir daha hiç geri dönmez. Yazmayı yoğunlaştırır. Albayın Aşkı, Savaşsız Yirmi Gün, Günler ve Geceler, Savaş Günleri, İnsan Asker Doğmaz ve Silah Arkadaşları gibi kitapları yazar.

Sovyet Yazarlar Birliği Başkanı seçilir.

Valentina Serova ise 1975 yılında öldü.

Simonov cenazeye katılmaz. Ertesi sabah Serova’nın mezarının üzerinde bir saksı içinde mavi hareli, sarı yapraklı bir hercai menekşe çiçeği bulunur. Kırmızı saksıya küçük beyaz bir kağıt yapıştırılmıştır ve kağıtta işlek bir el yazısıyla "Zhdi Meny" yani "Bekle beni" yazar.

Bu çiçeği kimin bıraktığı ve küçük notu kimin yazdığı daha sonraki günlerde Simonov’a defalarca sorulur. Simonov her defasında acı bir şekilde gülümsemekle yetinir ve cevap vermez. Konstantin Mikhailoviç Simonov, 28 Ağustos 1979'a kadar bekler. Sonra kendisini bekleyen sevdiği kadının yanına gider.

 

Bekle Beni

Bekle beni, döneceğim ben
Çok çok, bıkmadan bekle!
Sarı yağmurların
Hüznü basınca,
Kar kasıp kavururken,
Kızgın sıcaklarda - bekle
Uzak yerlerden mektuplar kesilince
Bekle beni
Birlikte bekleyenlerin beklemekten
Usandığına bakma, bekle
Bekle beni,  döneceğim
Unutmak zamanı geldiğini
 
Ezbere bilenleri
Hayırla anma!
Varsın oğlum, anam
Hayatta olmadığıma inansın,
Dostlarım beklemekten usansın,
Ocak başında toplanıp
Acı şarapla
Yad etsinler beni
Sen bekle. Onlarla birlikte
İçmekte acele etme
 
Bekle beni;  döneceğim,
Bütün ölümleri çatlatmak için döneceğim!
‘Şansı varmış…’ desinler,
Beklemedikleri için,
Beni bekleyerek
Düşman ateşinden nasıl
Koruduğunu anlayamazlar
Sağ kalışımın sırrını yalnız
Senle ben bileceğiz-
Bütün sır -senin
Başkalarının bilmediği gibi beklemeyi bilmende

(Konstantin Mihavloviç Simonov)

Bi'SORU DAHA?