Sanat güneşi Zeki Müren, öğrenciyken ilk radyo programını nasıl yaptı? Sınavı nasıl kazandı? Zeki Müren'i ağlayarak ilk tebrik eden kimdir?

Zeki Müren, Hürriyet'ten Nuriye Akman'a verdiği röportajda doğumundan ilk radyo programı yaptığı süreci anlatıyor.

185 kişiden sadece o kazandı

Zeki Müren, 6 Aralık 1933’de doğdu. Bursa’da, sabah oluyordu. Ailenin ilk ve tek evladıydı. Ortaokulu Bursa’da bitirdi. Daha ilkokulda diğer arkadaşları arasında sesi ve müsamere kabiliyetiyle, seçkin bir talebeydi. Sonra, Bursa ona dar geldi. Çünkü bütün müzik hocaları, müzik otoriteleri, bütün büyük sanatçılar İstanbul’daydı. Leylî (yatılı) olarak, Boğaziçi Lisesi’ne kaydoldu. Lisenin haftada iki seferlik sinema günlerinde, büyük üstat Şerif İçli ve Agopos Efendi’den nota ve usul dersleri aldı. Okulu birincilikle bitirdi. Repertuarı 3 bin şarkıya yakındı.

1949 Aralık ayında radyoevinin açtığı sınavı, 185 kişi arasından, sadece o kazandı. Jüri üyeleri arasında, Mesut Cemil Bey, Orhan Veli’nin babası Veli Kanık Bey, Cevdet Çağla Bey, Refik Fersan Bey, Fahire Fersan Hanımefendi, Baki Süha Ediboğlu, Yorgo Bacanos vardı.
O sınav anını Zeki Müren, şöyle anlatıyor:

"Elimde nota dosyam var. Şunu okur musun diyorlar, çeviriyorlar sayfayı, şunun ortasını okur musun yavrum diyorlar, okuyorum. Çeviriyor 10 sayfa daha, şunun birinci satırını okur musun, okuyorum.
Çeviriyoruz beş sayfa daha ki ani bulmak zordur. Şarkının başından girerseniz hatırlarsınız. Ve böyle güç, çetin bir imtihandan sonra, en tiz sesimi denemek için, muhayyer bir şarkı istiyorlar. Titrer yüreğim her ne zaman yâdıma gelsen’. Onu okuyorum. Bir de pesime bakmak istiyorlar. Sadullah Ağa’dan, ‘Nideyim sahnı çemen seyrini cananım yok’. Onu okuyorum. Ondan sonra, okulumun telefonunu alıyorlar. 'Biz size bildireceğiz' diyorlar.

Ben kazandığımı anlıyorum ama kazananı stajyer olarak çalıştırıyorlar. Ben, o yaşta dahi öyle bir şey istemiyorum içimden. Allah o kadar büyük ki... Bir hanım sanatçı, seansına gelemeyeceğini bildiriyor. Refik Fersan üstadımız, okulu arıyor. Seansa bir buçuk saat var. ‘Evladım, dosyanı kap gel. Hangisi olursa olsun.’ Geliyorum. O gözlüklü, mavi ceketli, sarı düğmeli çocuk 45 dakikalık seansta, tüm klasik parçaları okudu. Bir saniye gibi kısa, bir asır kadar uzun... Anlatmak imkânsız o 45 dakikayı, çünkü ilk defa Türkiye‘ye hitap ediyorsunuz. Ve lise son sınıf talebesisiniz. Çok güç bir olay. Ter içinde çıktım, çok heyecanlıyım. Telefonlar üst üste. Kim bu çocuk? Öyle ya... ‘Mazeretine binaen seansına gelemeyen Perihan Sözeri yerine, Zeki Müren’den şarkılar dinlediniz’ dedi.

İlk tebrik Yüceses'ten

Kimdir Zeki Müren? Millette bir merak. Tabii, o zaman televizyon yok. Radyo, hele cumartesi geceleri, büyük bir zevkle dinleniyor. Ve ondan sonra, ilk tebrik eden çoook sevdiğim Hamiyet Yüceses Hanım oldu. Cümlesi şu: ‘Evladım, kimsiniz, nesiniz? Ağlıyoruz eşimle birlikte. Gözyaşları içindeyiz.’ Hamiyet Hanım’ın telefonu, bir de tabii halktan gelen telefonlar, çok büyük bir şevk verdi bana. Ondan sonra, her hafta cumartesi seanslarını, uzun yıllar, bana verdiler.

SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ...

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.