“Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman” diye başlayan türkünün tarihi bir hikayesi vardır. Zeytinyağlı yiyemem aman türküsünün sözleri nasıldır ve yazarı kimdir?

Bu öyle bir türküdür ki sıradan değildir. Hikayesinde siyasi ve ekonomik sebepler vardır. Önce türkünün sözlerine bir bakalım...

Zeytinyağlı yiyemem (aman)
Basma (da) fistan giyemem
Senin gibi cahile
Ben efendim diyemem (aman)

Kaldım duman içi dağlarda
Sevgili yarim nerelerde

Kara üzüm asması
Yeşil olur yazması
Ben yarimden ayrılmam
Kara yazı yazması

Kaldım duman içi dağlarda
Sevgili yarim nerelerde

Asmadan üzüm aldım
Sapını uzun aldım
Verin benim yarimi
Annemden izin aldım

Kaldım duman içi dağlarda
Sevgili yarim nerelerde

İhsan Kaplayan-Bursa

Ve geçelim hikayesine... 2. Dünya Savaşı sonrası Amerika yardım paketi hazırlar. Ve adı da Marshall Planı’dır. 1947’de önerilir. 1948-1951 yılları arasında da yürürlüğe girer. Bu paketten Türkiye ile birlikte toplam 16 ülke yararlanır.

Olayın perde arkasında ise sağlam bir mısır üreticisi olan Amerika’nın elindeki stokları bitirme düşüncesi vardır. Böyle bir plan hazırlanır. Amaç eldeki mısırları diğer ülkelere ihraç etmektir.
Ve paketin içinde mısırözü yağı alma koşulu vardır.
Türkiye de anlaşmaya bağlı olarak ilk margarin fabrikasını kurar. Ve zeytin ağaçları yerlerinden sökülmeye başlanır. Elde kalan zeytinlerden elde edilen yağ da Amerika’ya satılır ve mısırözü yağı olarak bize geri döner.
Ve mısırözü yağına teşvik etmek amacıyla ısınan zeytinyağının kanser yaptığı gibi yalan yanlış bilgiler kamuoyuna pompalanır.
Amaca ulaşılır ve Türk insanı margarine yönelir.
Ne gariptir ki zeytinyağını kötülemek için türkü siparişi bile verilir. Zeytinyağlı yiyemem ama türküsü söylenir popüler hale gelir.
O dönem sadece yediğimiz mi? Yiğdiğimiz de değişir. Basma da fistan giyemem oradan gelir ve basmaların yerini plastikler alır.

NOT: Prof.Dr.Kenan Demirkol'un yazısından harmanlanmıştır.

Çok Sorulanlar