Seyuşen adı nereden gelir? Seyuşen nerede yatıp kalkar? Tunceli halkı tarafından çok sevilmesinin nedenleri nelerdir? Seyuşen nasıl ölür?

Tunceli yöresinde kutsallığına inanılan, Kureyşan aşiretine (Alevilere göre pirlik ve dedelik atfedilen aşiret) mensuptur Seyit Hüseyin. 20’li yaşlarındadır. Seyit Hüseyin’dir adı ama kısaltması Seyuşen olarak bilinir.

 

Dersim İsyanı sırasında birçok yakınını kaybetmesi sonrası o da kendini kaybeder. Şizofren hastasıdır.  Pek konuşmaz ve dilenmez. Kimseden para istemez. Kimseye zarar vermez. Divanedir ama gururludur. Kalbi temiz olanların masasına gider ve onların yemeğini teklifsiz yer, içkilerini doğallıkla içer, yanık sigaralarını ellerinden alır.

Seyuşen'in sevgisi

Kimseden yardım istemez. Herkes tarafından sevilir, sayılır, lokantasına gittiği esnaf onu doyurmak için canla başla çalışır, mağazasına gittiği esnaf onu giydirmek ister ama o giyinmez. Yeni kıyafetleri çıkarıp eskisine döner.

Birini sevmezse, ona takma adlar takar. Seyuşen tarafından sevilmek bir övünç vesilesidir. Deliler dünyanın hemen hemen her yerinde toplumdan tecrit edilirken Seyuşen için durum farklıdır. Tunceli’de diğer deliler gibi rahatça gezer.

 

İnsanlar onu zorla evine götürmek misafir etmek istese de o kabul etmez ve zorlu kış koşullarında bile sokakta yatar. Seyuşen’in hisleri çok kuvvetlidir. Bir sıkıntısı, derdi veya beklentisi olan gelip ona muradının olup olmayacağını sormaya başlar. Verdiği cevapların büyük kısmı gerçekleşir.

Hastası, derdi sıkıntısı olan kişilerin yanına yanaşıp ‘korkma iyileşir’ ya da ‘bir şey olmaz’ gibi sözlerle teskin eder. Onun bu özelliğinden dolayı deli olmadığı ‘Allah’ın budalası’ ermiş bir şahsiyet olduğu düşüncesi yayılır. Seyuşen Tunceli halkının yoğun sevgi ve ilgisine gülümsemesiyle, sessiz tavırlarıyla ve ıslığıyla karşılık verir.

Sıkıyönetime inanmaz

Ve 12 Eylül 1980 darbe sonrası sıkıyönetim günlerinde bir gün Seyuşen çarşıya iner, etrafa bakar, kimseyi göremez. Telaşa kapılarak hızla polis karakoluna koşar. Eline aldığı irili ufaklı taşları karakola fırlatarak, “Ne yaptınız halkıma, 38 mi geldi, halkımı nerede öldürdünüz” diye bağırır. Orada bulunan polisler bir şey olmadığını sadece sıkıyönetim olduğu için dışarı çıkma yasağı olduğunu, herkesin sağ salim evinde olduğunu söyler. Polisler kendine inanmayan Seyuşen’i polis arabasına atıp kapı kapı dolaştırır ve halkın yaşadığını gösterir.

Kendi ölümünü bilir

Seyuşen “Ben kolay kolay ölmem beni bir deli öldürecek” der ve öyle de olur. 1994 yılı sonbaharında sokakta uyurken Tunceli’ye öğretmenlik için gelen yine şizofren hastası bir öğretmen tarafından başına taşla vurularak öldürülür.

Seyuşen’in ölümü Tunceli’de büyük üzüntüye sebep olur ve cenaze törenine binlerce insan katılır. Dönemin belediye başkanı Mazlum Arslan ve milletvekili Kamer Genç’in katkılarıyla Seyuşen’in heykeli yapılır ve Tunceli Valisi ve resmi devlet erkânının katılımı ile açılış töreni olur.

Bi'SORU DAHA?

Denizyıldızı hikayesi nasıldır?

Bir yazar ile kumsalda bir adam arasında geçen diyalog ve farklı bakışa çok güzel bir örnek denizyıldızlarını denize atan adamın hikayesi...

Hacı Bektaş Veli ile Mevlana’nın inek hikayesi nasıldır?

İki dergah ve haksız kazanç ile alınmış ve bağışlanmak istenen bir inek... Hacı Bektaş Veli ve Mevlana’nın farklı bakışları ve tevazu dolu sözleri...

Edip Cansever Can Yücel’i neden evinden kovdu?

Türk edebiyatının iki değerli kalemi Can Yücel ile Edip Cansever neden küstü, nasıl barıştılar? Olayı Can Yücel’in eşi Güler Yücel anlatıyor...

Köy Enstitüsü öğrencilerinin soğukla mücadelesi nasıl olmuştur?

Köy Enstitüsü mezunu olan Talip Apaydın dondurucu soğukta yaşadıkları bir anıyı ve o güç şartlardaki çalışmalarını anlatıyor. İşte yüreklere hitap...