Çocukluk dönemimizin akıllara kazınan, duvarlardan eksik olmayan fotoğrafıdır “Sus Hemşire” veya "Bayan Sus..." Peki ya hikayesi…

Hastane, sağlık ocağı, dispanserlerde karşımıza çıkardı “Sus” işareti yapan hemşire… Başında kepiyle gördüğümüz ve hemşire olarak düşündüğümüz kişi gerçekten hemşire mi? Hayır değil… Fotoğraftaki o kadın dönemin mankeni Dilek Tunca’dır. Ot dergisinde kendisiyle yapılan bir röportaj vesilesiyle ekranlara çıkan Tunca olayı anlatır...

Bir ilaç firması 1976 yılının yazında hastanelere bir “sus pankartı” yaptırmak ister.

“Bir tek hastanelere koyacağız, sus işareti yapın” denir ve “bayan sus” için ajansta bir sürü poz çekilir. Hemşire kıyafeti ise Haseki Hastanesi’nin başhemşiresinden ödünç alınır.

Ve sonrasında o fotoğraf birçok yerde karşımıza çıktı, kalıcı hale geldi...

Bi'SORU DAHA?

Picasso’nun kırk yıl artı beş dakika hikayesi nasıldır?

20. yüzyıl sanatının önemli isimlerinden ünlü ressam Pablo Picasso’nun “40 artı 5 dakika” sözü çok meşhurdur...

Tek kollu karateci çocuğun hikayesi nasıldır?

Talihsiz bir olay sonrası sol kolunu kaybeden çocuğun efsane hikayesi... Yaklaşık 1 yıl boyunca aynı hareketi yapan ve tam bırakmak üzereyken ringe...

“Parayı veren düdüğü çalar” sözünün hikayesi nasıldır?

Atasözleri, tecrübeye dayalı yaşanmış ve rivayet edilen özlü sözlerdir... ‘Parayı veren düdüğü çalar’ sözü de günümüzde çok sık kullanılan...

Dario Moreno ve Orhan Veli'nin hikayesi nasıldır?

Yetimhanede büyüyüp, müziğe ilgi duyan Fransızca öğrenen, İzmir, İstanbul, Ankara ve Paris'e uzanan Dario Moreno ile Ankara'da tek odalı pansiyonda...