Bir öğrenci ve hocası ile arasında geçen entelektüel olma hikayesi ve sonucu nasıldır? Çalışkan öğrenci neden entelektüel olamaz-mış?

Türk Dil Kurumu'na göre entelektüel tanımı; Bilim, teknik ve kültürün değişik dallarında özel öğrenim görmüş (kimse), aydın, münevver.

Geçelim hikayeye;

Üniversitenin son günleriydi. Okulda en çok sevdiğim hocanın odasındaydım.
Bana, "Ne olmak istiyorsun?" dedi.

"Entelektüel olmak istiyorum" dedim.

"Senden entelektüel olmaz" dedi.

Çok şaşırmıştım. Biraz duraksadiktan sonra, kırgın ve alıngan bir ses tonuyla;
"Dersinizi 3 sene önce alıp geçtim. Dersinizi almama rağmen hala bütün derslerinize giriyorum. 300 kişilik sınıfta 30 kişi bile dersinize girmiyor. Şu gördüğünüz okulda en çok okuyan öğrenci benim. 1 tek kişi daha gösterebilir misiniz benim gibi okuyan, araştıran ve sizinle sınıfın ortasında yeri gelince sert tartışmalara giren?" dedim.

Ciddi bir ifadeyle tekrar;
"Senden entelektüel olmaz" dedi.

İyice hiddetlenmiştim.
"İyi benden olmasın, doçentlik tezlerine bile kaynak hazırladığım, konular önerdiğim şu gördüğünüz hocalarımızdan olsun!" dedim.

Profesör, gülümseyerek geriye yaslandı. Uzun uzun baktı. Ben hocanın en gözde öğrencisi olduğumu ve bu konuda tam aksi şeyler söyleyeceğini tahmin ediyordum.

İçimden, "Hoca’ya bak neler diyor!" diye geçiriyordum.

"Bak evladım" dedi.
"Senden çok iyi bir araştırmacı yazar olur. Ama entelektüel olmaz . Nedenine gelince, sana entelektüel olamazsın dediğimde, bana bir entelektüel gibi 'Niçin olmaz?' diye sormadın, aksine bir köylü gibi kızdın, alındın ve hiddetlendin" dedi.

Nasıl entelektüel olunur?

Hocayı dinliyordum dikkatle bir yandan da ruh halimden kurtulup, ne söylediğini anlamaya çalışıyordum.

"Yazarlık bilgi işidir. Entelektüellik bilgi değil, davranış biçimidir. Bir insanın entelektüel olması için en az 3 kuşak ailesinin okuması gerekir. Ben çok okuyan bir adamım. Ama entelektüel değilim. Hayata senin tepkilerini veriyorum. Oğlum da çok okuyan birisi. O da yetmez. Ancak entelektüel olmaya ondan sonra gelecek nesillerle başlanır."

Hocanın söyledikleri kafama çakılmıştı.

"Şu okulun önüne bak. Hepsi son model araba dolu ve hepsi hocalara ait. Her iki sene de bir de model yenilerler. Gerçekten böyle bir yenilenmeye ihtiyaçları var mı? Niçin bu şekilde yaşıyorlar. Çünkü o yüksek unvanlarla gördüğün hocalarının kariyerleri ve diplomaları ne kadar yüksek olursa olsun, ruhlarındaki insan bir feodal köylü. Güçlerini topluma kabul ettirmek için böyle hava atmak zorundalar. Gerçek bir entelektüel asla bu güdüyle hareket etmez" dedi.

Odadan çıktığım günden beri bu hayat dersi niteliğindeki konuşma, her ne zaman TV’lerde büyük unvanlarla tartışan insanların bir anda ilkel öfke krizlerine girerek birbirlerine hezeyanlarla saldırdıkları anlar gözümün önüne gelip duruverir.

Bi'SORU DAHA?

Yaşar Kemal'in İstanbul'a kaçış hikayesi nasıldır?

1951 yılında Kozan Ağır Ceza Mahkemesi'nde Yaşar Kemal'in başına gelen olay nedir? Yaşar Kemal neden İstanbul'a gitmiştir?

Meksikalının kum torbasıyla sınırdan geçme hikayesi nasıldır?

Meksikalı, bisikletle Amerika'dan ülkesine dönerken yanında da hep bir kum dolu torba varmış... Sınır kapısındaki görevli sürekli torbaya bakarmış...

Orhan Veli ile Sait Faik'in bulmaca hikayesi nasıldır?

Edebiyat tarihinin iki önemli kalemi Orhan Veli Kanık ile Sait Faik Abasıyanık meyhanede bulmaca çözme yarışması yapar. İşte sonuç...

Babasını Almanya'da kaybeden çocuğun ağlatan hikayesi nasıldır?

Neredeyse bir kuşak iş amacıyla Almanya’ya gider. Ve gidiş o gidiştir… Gurbetçilerin öyle hikayeleri vardır ki yürek burkar… İşte onlardan birisi.

Sabahattin Ali kendisini takip eden polisten ne rica etmiştir?

Düşünceleriyle, fikirleriyle ve kalemiyle her anlamda sivrilen, beğenilen, şiirleri dillerden düşmeyen ancak zalanında çok sıkıntılar çeken...

'Düşünen Adam' heykelinin hikayesi nasıldır?

Asıl yaratıcısı Rodin olan ‘Düşünen Adam’ heykelinin bir kopyasının neden Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin bahçesinde olduğunu...

Gurbetçi kadını kedisi hapisten nasıl kurtardı?

Almanya'da işçi olarak çalışan Zekiye Anadol, Türkiye’den dönerken yanında kedi de götürür. Kediye bakkaldan mama alır ama başına gelmeyen kalmaz....

“Parayı veren düdüğü çalar” sözünün hikayesi nasıldır?

Atasözleri, tecrübeye dayalı yaşanmış ve rivayet edilen özlü sözlerdir... ‘Parayı veren düdüğü çalar’ sözü de günümüzde çok sık kullanılan...