Yeni tanışan iki kişi kafede otururken satranç oynamak ister ve birisi sorar "Satranç oynamayı biliyor musun?." Karşı taraftan şaşırtıcı bir cevap ve soru gelir...

İstanbul Taksim'de okey, satranç ve tavla oyunlarının oynandığı bir kafe...
İki dost buluşmuş ve birinin yanında 3 yeni arkadaşı daha vardır.
Dostlardan birisi diğer grupla kaynaşmak adına yeni tanıştığı 3 kişiye sorar:
- "Arkadaşlar satranç oynamayı biliyor musunuz?"
3 kişiden birisi cevap verir:
- "Sen oynamayı biliyor musun?"
Soruyu soran kişi şaşırır ve biraz durduktan sonra;
- "Nasıl yani" der.
Özgüveni yüksek genç tekrar eder:
- "Sen gerçekten biliyor musun?"
Ve bu şaşkın ve biraz da espriye vurulan diyaloglar sonrası garsondan satranç takımı istenir.

Kısa sürede MAT

Diğerleri bir yandan sohbet etmekte diğer taraftan da iki gencin satranç düellosuna odaklanmaktadır. Taşlar dizilir ve oyuna geçilir.
Çok iddialı olan genç öyle hızlı hamleler yapmaktadır ki ilk teklifi yapan kişi biraz şaşkındır ve kısa sürede "MAT" olur.
İkinci oyuna geçilir... İlk teklifi yapan, şaşkındır ve karşısında ezbere oynayan ve çok hızlı hamleler yapan birini bulur.
O sırada hızlı oynayan kişinin telefonu çalar ve müsade isteyerek dışarı çıkar. Diğeri bir yandan hamlesini düşünmekte diğer taraftan da "Kim bu?" diye kendi içinden sormaktadır.
Telefon konuşması biten tekrar masaya döner ve oyuna devam ederler. "Satranç biliyor musunuz" diyen genç oyun alamadan çok kısa süreli "MAT"lar yaşamıştır.

"Beni arayan kimdi biliyor musun?"

Hızlı hamlelerde bulunan kişi ilk defa tanıştıkları kişiye kim olduğunu anlatmaya başlar;
"Kusura bakma sen satranç biliyor musun derken bunu anlatmak istemiştim. Beni telefonla arayan kimdi biliyor musun? Satranç Federasyonu Başkanı. Benim İtalya'da hızlı satranç turnuvalarında derecem var."
Yeni tanıştığı kişileri "Arkadaşlar satranç oynamayı biliyor musunuz?" diyen genç hayatının dersini almıştır. Aslında saf iyi niyetle sorduğu bir sorudur ama sert kayaya çarpmıştır, kötü niyetle değil ama klişe görünen soruları da sorarken dikkat etmesi gerektiğini "MAT" olarak "hızlıca" öğrenmiştir.

NOT: Siz siz olun tanımadığınız kişilere "Satranç biliyor musunuz?" değil de "Satranç oynamak ister misiniz?" diye sorun... Ne olur ne olmaz!

Bi'SORU DAHA?

Delinin Allah'tan isteği nedir?

Hayatta kalmak için dilenen deliye birisi "Allah versin" demiş ve ona nasıl ulaşacağını sorduğunda da "Mektup yaz" cevabını almış. İşte sonrası...

Eşekli kütüphanecinin hikayesi nasıldır?

Düşünün eşeğin parasını devletten alıp o eşekle Dünya Klasiklerini köylülerin ayağına kadar götüren ve Amerika’da dikkat çekip ödül alan bir...

Eşeğin gölgesi sahibine mi ait eşeği kiralayana mı?

Hatip Demosthenes, kürsüye çıkar ve bir şeyler anlatmak ister. Kimse dinlemez. O da eşeğin gölgesini anlatır... İşte sonuç...

Platon'un hayata dair iki soruya verdiği cevap nedir?

Antik Yunan filozofu Platon (Eflatun) iki soruya karşılık insanlarda en çok şaşırdığı olayları anlatmış ve hayata dair önerilerini söylemiş...

Avcılık mı? Hayvan sevgisi mi?

Taşrada büyüyen ve 20’sinde İstanbul Üniversitesi’ne kayıda gelen bir Anadolu çocuğunun meydanda gördüğü bir olayı ve çıkarımlarını anlatacağız bu...

Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sananlarla dolu hikayesi nasıldır?

Doktor ile hasta ilişkisinden çıkan mezarlıklar kendini vazgeçilmez sanan insanlarla dolu sözünün anlamı ve hikayesi nasıldır?

Kiziroğlu Mustafa Bey'in hikayesi nasıldır?

Hani "Bir hışmınan geldi geçti peh peh peh peh! Kiziroğlu Mustafa Bey hey hey heey" diye sözleri vardır dilimize dolanan ve hafızalarımıza kazınan...

Hasan Ali Yücel'in kimsesiz çocukla hikayesi nasıldır?

Trende çevresinden müthiş bir saygı gören adam, kimsesiz iki çocukla ilgilenir sohbete başlar... Hasan Ali Yücel'in kimsesiz çocuklarla anısı...

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.