İstanbul Ataköy İstasyonu'nda kız öğrencinin kaybettiği ve telaşla aradığı kalemlik hikayesi nasıldır? Kalemliğe ne oldu?

Yer İstanbul Ataköy Marmaray istasyonu...
Öğrenci bir kız telaş içinde oradan oraya koşturmakta!
İstasyonda görevli güvenlik memuru ile diyalog halinde.
- Kalemlik buldunuz mu?
Güvenlik görevlisinin cevabı olumsuz.
Ama telsizle de diğer görevliye sormakta.
Kız gittiği yolları tekrar tekrar gidiyor ama yok!
Telsiz konuşmalarından gelen bilgi de kızın telaşını ve üzüntüsünü gidermiyor.
Kız bir yandan da o kadar emin ki kalemliğin bu istasyonda kaybolduğu konusunda. Israrlı ve kararlı bir şekilde mücadelesine devam ediyor.
Güvenlik görevlisinden kameralara bakılmasını rica ediyor. Ancak güvenlik görevlisi öyle kendi başlarına bakamayacaklarını ve polisin olması gerektiğini söylüyor.
Bir yandan da kaybolan kalemliği konusunda başvuru yapabileceği yolu gösteriyor.
Ancak kız sıcağı sıcağına kaybolan kalemliği bulma düşüncesinde.
Bu koşuşturma ve yerleri detaylı şekilde tarama 10 dakikaya yakın sürüyor.
Kız üzgün şekilde yere baka baka gidiyor.

Kaybolan değer!

Aslına bakılırsa onun kaybı kalemlikten daha öte değerler ve anlamlar içeriyor. Belki içinde tek bir kalem var. Veya iki, üç. Ancak önemli olan o kalemliğin işlevi veya fiziki durumu değil sanki.
Görüntü bir kalemlik olabilir ama kızın tavrına bakılırsa o çok değerli. Değeri katan ve ona anlam yükleyen de öğrenci kızın ta kendisi. Pes etmemek, mücadele vermek ve sonuna kadar kayıp değeri arama girişimi. Saygı duyulması gereken bir reaksiyon.
Ve kız gözden kayboluyor.
O sırada güvenlik görevlisi mola verip bulunduğu bölgeden merdivenlerin oraya doğru geliyor. Ve yolcuların bulunduğu bölgede olan meslektaşına (güvenlik görevlisi) sesleniyor:
- O elindeki ne? Bulundu mu?
Evet kızın kaybolan kalemliği... Güvenlik görevlisinin elinde.
Mola veren güvenlikçi de mutlu oluyor ve kızın sürekli bu istasyonu kullandığını, kalemliği yarın veya öbür gün ona teslim edeceğini söylüyor.

Kız öğrenciye duyurulur

Bir gün sonra?
Tüm bunlara tanık olan yolcu güvenlikçiyi görüyor ve soruyor:
- Günaydın. Kalemliğin sahibi geldi mi?
Güvenlikçi:
- Günaydın. Henüz gelmedi, bekliyoruz. Ama kalemlik burada.

KIZ ÖĞRENCİYE DUYURU: Kalemliğiniz Ataköy Marmaray İstasyonu'nda.

Bi'SORU DAHA?

Papa ve Moiz’in müzakeresi nasıl sonuçlanır?

Papa ile Yahudilerin temsilcisi Moiz’in Roma’da kalıp kalmayacaklarını belirleyeceği müzakerede neler yaşanır? İşaret dili ve sonuç...

Mahkumlar depremde neden serbest bırakılmıştır?

Yıl 1939... Yer Erzincan... 27 Mart’ın ilk saatleri... Gece 2 sıraları... 7.9 büyüklüğünde deprem ve 32 bin ölü...

Nazım Hikmet ile Sabahattin Ali’nin tanışması nasıl olmuştur?

“Bir gün dergi redaksiyonuna kısa boylu, gözlüklü bir genç geldi. Almanca bildiğini, hikayeler yazdığını söyledi ve onlardan birini bıraktı, çıktı”...

Einstein ve şoförünün konferans hikayesi nasıldır?

Bilim insanı Albert Einstein bir gün konferansa giderken şoförü, sürekli onu dinlediğini ve hep aynı şeyleri söylediğini ima eder... Einstein...

Senin yaptığını Çorumlu yapmaz sözünün hikayesi nasıldır?

Çorumluların genelde alındığı ve kullanılmasını pek sevmediği bir kelimedir "Senin yaptığını Çorumlu yapmaz sözü." İşte anonim hale gelen o sözün...

Ferrari'sini yıkayan Ömer'in hikayesi nasıldır?

Yıkamacıda haftalık ücretle çalışan işçi Ömer'in Ferrari'yi yıkama hikayesi ve sonrasındaki şaşkınlığı nedir? O Ferrari kime aittir?

Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde sobayı yakan amca kim?

1947 mezunu öğretmen Mehmet Şener, Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nde yaşanan ve kendisini çok etkileyen "Bu amca kim?" anısını anlatır...

Suyu taşırmayan gül yaprağının hikayesi nasıldır?

Uzakdoğu'da bir Budist tapınağına bir ziyaretçi geldi. Tapınaktaki incelik konuşmadan istekleri ve düşünceleri açıklayabilmekti. İşte suyu...

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır.