Günlük hayatın önemli ulaşım araçlarındandır dolmuş... “Arkayı beşleyelim, para üstü almayan var mı?” gibi söylemlerin kulağımızda yer ettiği koşuşturmanın bir parçasıdır dolmuşlar... Peki dolmuşu ilk kim buldu dersiniz?

Günlük hayatın önemli ulaşım araçlarındandır dolmuş... “Arkayı beşleyelim, para üstü almayan var mı?” gibi söylemlerin kulağımızda yer ettiği koşuşturmanın bir parçasıdır dolmuşlar... Peki dolmuşu ilk kim buldu dersiniz?

1930’lu yıllar ve İstanbul... Kara ulaşımında tramvaylar, 600’e yakın taksi ve yeni yeni otobüsler... O dönemde taksiler lüks olarak görülür ve herkes binemezdi... Dünyada görülen ekonomik kriz zaten savaştan çıkmış olan Türkiye’yi de etkiledi.
Lüks olarak görülen taksilerin yolcuları birer birer azaldı. Tramvaya doğru kaymalar oldu.
O dönemde Cağaloğlu’nda lokantada aşçılık yapan bir Halit vardı...
Şoförleri gördükçe onlara imrenirdi... Sonunda lokantasını sattı ve bir Ford otomobil aldı. Bir de abonman müşteri buldu. Nişantaşı’ndan alıyor, Eminönü’ne götürüyor ve 80 kuruş alıyordu.
Ancak o müşteri de ekonomik krizden etkilendi... Aşçı Halit ise aynı yöne giden 3 kişi daha buldu ve abonman müşterisi ile birlikte toplam ücreti 4’e böldü.
Sabah servisi sonrası tramvay bekleyenlere yanaşıp “10 kuruş. Tramvaya vereceğin parayı bana ver. Seni Taksim’e götüreyim” diyerek yolcu topladı.
İlgi fazlaydı ve Karaköy-Taksim hattında ilk dolmuş hattı Aşçı Halit tarafından kurulmuş oldu. Ücreti de 10 kuruştu.
Cumhuriyet Gazetesi, 15 Eylül 1931 günü “Bunun adı ne, ne taksi, ne otobüs?” başlığı altında haberi verdi. Ve milyonları kendine çeken o İstanbul artık dolmuşsuz yapamaz hale geldi...