Büyüyünce ne olmak istiyorsun? sorusu çocukluk dönemlerimizin klişesidir... Amca, dayı, hala, teyze, komşudan duyduğumuz ve cevap istenen sorudur... Peki ne olmak istiyorsunuz? Hiçlik makamına bir bakalım...

Gelelim hikayeye...

 

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
“Kimsin?”
“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”
Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca:
“Sen kimsin?”
“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.
“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.
“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.
“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.
“Vezir” demiş adam.
“Daha daha sonra ne olacaksın?”
“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”
“Peki, ondan sonra?”
Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:
“Hiç.”
Ve Nasrettin Hoca “Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra gelebileceğin makamdayım: Hiçlik makamında!” demiş.

Bi'SORU DAHA?

Ayakkabısının teki düşen bilge ne yapmıştır?

Bilgeliği gösteren bir hikaye... Trene binerken ayakkabısının birisi düşen bilge diğer ayakkabısını ne yaptı?

Sürekli tabut taşıyan avukatın hikayesi nasıldır?

Yıl 1919. İstanbul İngilizler’in işgali altında. Liseyi yeni bitiren güzel kız mesleğinin avukatlık olduğunu söyleyen bir avukatla nişanlanır ancak...

Babasını Almanya'da kaybeden çocuğun ağlatan hikayesi nasıldır?

Neredeyse bir kuşak iş amacıyla Almanya’ya gider. Ve gidiş o gidiştir… Gurbetçilerin öyle hikayeleri vardır ki yürek burkar… İşte onlardan birisi.

Çatlak kova hikayesi nasıldır?

Bir hizmetlinin boynunda bir sopa ve uçlarında iki kova. Her gün su taşıyor. Ve kovalardan birisi çatlak! Yol boyunca dökülüyor. Çatlak kovanın...