Modern dünya edebiyatın özgün yazarlarından biri olarak kabul edilen Franz Kafka ile parkta ağlayan küçük kızın hikayesi...

Günün birinde Franz Kafka rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta ağlayan küçük bir kıza rastlar. Nedeni ise oyuncak bebeğini kaybetmesidir.

Kafka bebeği onun yerine aramayı önerir ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşirler. Bebek bulunamaz.
Kafka küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazar ve buluştuklarında kendisine okur... Mektupta şu yazar:
“Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım.”
Kafka küçük kızla her buluştuğunda oyuncak bebeğin hayali maceralarını küçük kıza okur. Görüşmelerinin son gününde Kafka küçük kıza bir oyuncak bebek getirir.
Oyuncak bebek kızın kayıp bebeğinden çok farklıdır.
Ancak bebeğe iliştirilen küçük not soru işaretlerini giderecek türdendir:
“Yolculuğum beni çok değiştirdi.”

Aradan yıllar geçer... Yetişkin hale gelen kız bebekte küçük bir çatlağın içine yerleştirilmiş notu fark eder...
O notta şöyle yazar: “Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek.”

SONUÇ: Hayaller ve gerçekler... Hayata nereden ve nasıl baktığımıza bağlı... Kimisi yaşatır, yeni pencereler açar kimisi ise öldürür...

Bi'SORU DAHA?

Yaşar Kemal, Akdamar Kilisesi’nin yıkımını nasıl önlemiştir?

Yaşar Kemal, Van'daki Akdamar Kilisesi'nin yıkım ve kurtuluş hikayesini anlatıyor? İşte "Akdamar Kilisesi’nin kurtuluş günü 25 Haziran 1951 günüdür" dediği o...

Aşık Veysel’in kaçan eşiyle yaşadığı unutulmaz anıları nelerdir?

Aşık Veysel 25 yaşındayken köyün en güzel kızı Esma ile evlendirilir... Ama Esma başka birine sevdalıdır ve evden kaçar... Yolda inanılmaz bir...

Baba ile oğlunun çivi hikayesi nasıldır?

Baba, bir gün oğluna bir torba çivi verir ve kapıyı da gösterir... Her kavgada kapıya bir çivi çakılacaktır... Oğlu denileni yapar ve çivileri...

Picasso’nun kırk yıl artı beş dakika hikayesi nasıldır?

20. yüzyıl sanatının önemli isimlerinden ünlü ressam Pablo Picasso’nun “40 artı 5 dakika” sözü çok meşhurdur...