Varlık içindeyken borç batağına saplanan ve çaresizlik içerisinde olan adamın elinden tutan yabancı kim? Adam tüm borçlarından nasıl kurtulur?

Asıl zenginliğin insanın iç dünyasında olduğunu anlatan motivasyon unsuru içerek bir hikaye...

Parktaki yaşlı adam

Zengin iş adamının işleri bozulur. Borç batağındadır. Çıkış yolu bulamamaktadır. Nefes almak adına parka gider ve bir banka oturur. Başı ellerinin arasında kara kara düşünmektedir.
Tam o sırada önünde yaşlı bir adam durur ve "Üzgün görünüyorsun. Benimle paylaşmak ister misin?" diye sorar.
İş adamı derdini kabaca anlatır.
Yaşlı adam "Sana yardım edebilirim" der. Çek defterini çıkarır ve ona yazıp verir. Ve şöyle der:
"Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al!"

Kurtuluş çeki!

Ve yaşlı adam gözden kaybolur.
İş adamı elindeki çeke bakar ve çekte 500 bin dolar yazdığını görür. Altındaki imza da: John Rockefeller (Dünyanın en zenginlerinden biri).
İş adamı "Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim" der ancak çeki bozdurmaktan vazgeçer. Çeki kasasına koyar.
Çekin kasada olduğunu bilir ve o güvenle işine tekrar dört elle sarılır.
Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başlar.
Ödeme planlarını yeniden yapılandırır.
Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyar. Sonraki aylarda borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlar.

Çözüm para mı?

Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çekle parka gider. Yaşlı adamın ona doğru geldiğini görür. Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak gelir ve adamı yakalar.
Hemşire "Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir. Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockfeller olduğunu söylüyor" der.
Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaşır.
İş adamı şaşkındır. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştır.
Hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark eder.

Bi'SORU DAHA?

Avcılık mı? Hayvan sevgisi mi?

Taşrada büyüyen ve 20’sinde İstanbul Üniversitesi’ne kayıda gelen bir Anadolu çocuğunun meydanda gördüğü bir olayı ve çıkarımlarını anlatacağız bu...

Çarşamba'yı Sel Aldı türküsünün hikayesi nasıldır?

Çarşamba nerededir? Çarşamba'yı Sel Aldı türküsünün hikayesi ve sözleri nasıldır? Hikayesi sonrası nasıl bir gelenek başlamıştır?

Dostluk ipliğini koparan terzinin başına neler gelmiştir?

Gece gündüz çalışan ama para kazanamayan iflas eden genç terzinin hikayesi nasıldır? Parkta yatan terzinin şansı ve büyük pişmanlığı ne olur?

Atı alan Üsküdar’ı geçti sözünün hikayesi nasıldır?

Atı alan Üsküdar’ı geçti sözünün çıkış hikayesi nasıldır? Atı alan Üsküdar'ı geçti sözüyle anlatılmak istenen nedir? İşte o tarihi hikaye ve sonuç...