Satranç oyununun bulunma hikayesi... Savaşı seven bir kral ve bu durumdan rahatsız halk… Ve satranç oyununu bulan bir alimin kraldan şaşırtan isteği…

Yaklaşık 1400 yıl evvel öncesi Hindistan'da dönemin kralı, savaşı ve savaş stratejilerini komutanlarının üzerinde denemeyi çok severmiş.
Halk sürekli savaşmaktan rahatsızmış.

Çaresizlik içerisinde Hindistan'ın en bilgili kişisi olan "Yüce Bilgin"e gitmişler ve kralı artık savaşmaması konusunda ikna etmesini istemişler.
Yüce Bilgin halktan süre istemiş ve eve kapanmış.
Bir, iki, üç, dört derken bir hafta geçmiş ve Yüce Bilgin evinden çıkmış.
Halk heyecan içerisindeyken Yüce Bilgin “Beni krala götürün” demiş.
Krala Yüce Bilgin'in geldiğine dair haber verilmiş. Kral sevinmiş çünkü ne kadar cahil olsa da Yüce Bilgin'i takdir edermiş. Onu tahtında güzel bir şekilde karşılamış.
- “Hoşgeldin Bilgin. Bu ziyaretinin sebebi nedir?”
- "Değerli kralım size bir hediye getirdim!”
- “Çok sevindim. Eminim ki güzel bir şey düşünmüşsündür. Nedir O?”
Yüce Bilgin'in kucağında bir kutu varmış. Bakalım size ne olduğunu tahmin edebilecek misiniz?
Yüce Bilgin'i izleyenler içinden "Bu belki kitaptır akıllansın diye" düşünmüş.
Yüce Bilgin sorunları barışçıl şekilde halledecek kadar zekiymiş!
Kutunun içinden değişik şekilli taşlar çıkmış. Kral tabii ki ne olduğunu anlayamamış ama Yüce Bilgin anlatmaya başlamış:
- “Kralım siz savaşmayı çok seviyorsunuz. Bu sebeple size aynı gün içerisinde defalarca savaşma imkanı verecek bir oyun getirdi. Bu ufak taşlar askerleriniz. İki tane atlı birliğiniz ve iki tane de filli askerleriniz var. Yine aynı şekilde iki tane savaş arabanız var (kaleyi anlatıyor) Eh siz de oyunda şahsınız! Ve de yanınızda baş yardımcınız vezir olacak. Bu gördüğünüz satranç tahtası üzerinde karşıdaki düşmanla savaşacaksınız!”
Kral hemen oyunla ilgilenmiş. Taşların nasıl hareket ettiğini öğrenmiş. Oyunu öyle sevmiş ki bir daha komşularıyla savaşmamış çünkü satranç tahtasında savaşmak hem masrafsız hem de daha eğelenceliymiş.

Hindistan halkı rahatlamış. Kral oyunu öyle beğenmiş ki Yüce Bilgin'e “Dile benden ne dilersin” demiş.
Parada pulda gözü olmayan Yüce Bilgin;
“Kralım sizden çok fazla şey istemem buğday verseniz yeter.
Bakın bu satranç tahtası 64 kare.
Birinci kareye bir buğday ikincisine 2, üçüncü kareye 4, dördüncü kareye 8 ve sonra hep böyle iki misli olacak şekilde her kareyi doldurmaya yetecek kadar buğday yeter” demiş.
Kral kızmış. "Yüce Bilgin ben sana altın, elmas, toprak, malikane verebilirdim. Sen sadece buğday mı istiyorsun, hayret" demiş.
Toplam buğday hesaplanınca 570 milyar ton buğday gerektiği bulunmuş.
Bu kadar buğday o dönem için yaklaşık 1000 yılda ancak üretilirmiş.
Bu hesabı duyan kral Yüce Bilgin'i zekasından dolayı yine tebrik etmiş.

ŞAH VE MAT! Halk rahat...

Fırından Taze Çıkanlar

Son Akşam Yemeği resminde iyi ve kötünün yüzü nasıldır?

Simyacı’nın yazarı Paulo Coelho, Leonardo da Vinci’nin “Son Akşam Yemeği” resmini yaparken yaşadığı bir hikayeyi, iyi ve kötünün yüzünü anlatır...

Yaşlı teyzenin Menemen treninde başına gelenler nedir?

Doktordan dönen bir yaşlı teyze kondüktöre kendisini Menemen’de uyandırmasını ister. Kondüktör unutur! Ancak tren gece yarısı geri döner... İşte...

İsmail Dümbüllü kimdir?

İsmail Dümbüllü olarak bilinen ve adına ödüllü yarışmalar düzenlenen sanatçının hikayesi nasıldır? Dümbüllü adı nereden gelmektedir? İsmail...

Bi'SORU DAHA?

Adalet ile zulüm bir yerde barınmaz ne demektir?

İki karşıt kavram... Siyah ile beyaz gibi... Doğru ve yanlışın tek çatı altında buluşamaması gibi bir durum... Adalet ile zulüm aynı yerde barınır mı?

AİHM’in açılımı nedir?

Merkezi Fransa’nın Strazburg şehrinde bulunan ve 1959’da kurulan uluslararası bir mahkemedir... AİHM'in açılımı nedir? AİHM'e başvuru koşulları...

Eline su dökemez deyiminin anlamı nedir?

Kim kimin eline su dökebilir? Eline su dökemez deyimiyle anlatılmak istenen nedir?