Rapunzel Masalı’nın yazarı kimdir? Rapunzel şehri olarak bilinen yer nerededir? Rapunzel Masalı nasıl sona erer? İşte cevapları...

Rapunzel, Alman edebiyatının önemli hikaye ve masal yazarlarından Grimm Kardeşlerin eseridir.
Rapunzel'in Almanya’da Mosel Nehri kıyısındaki Cochem'de yaşadığı rivayet olunur. Geçelim Rapunzel Masalı’na...

Bir zamanlar fakir bir aile varmış. Bu ailenin çocukları yokmuş. Gel zaman git zaman kadın hamile kalmış. Kadın bir gün pencereden komşu evin bahçesindeki sebzeleri seyrederken gözü çok güzel görünen marullara takılmış. Ve canı çok çekmiş.
“Ya bu marullardan yerim ya da ölürüm” demiş. Yemeden içmeden kesilmiş, zayıfladıkça zayıflamış.
Sonunda kocası surlarla çevrili bahçeden içeri girmiş ve bir top marulla dönmüş. Ancak bu kadına yetmemiş ve adam bir gün sonra tekrar bahçeye girmiş. Bahçenin sahibi cadı, adamı yakalamış.
“Bahçeme girip benim marullarımı çalmaya nasıl cesaret edersin sen!” diye bağırmış. Adam herkesin kendisinden çekindiğini ve istemesi halinde marulu vermeyeceğini düşündüğünü ifade etmiş. Cadı “Bunun hesabını vereceksin” demiş. Adam eşinin hamile olmasını ve yemeden içmeden kesilmesini anlatsa da nafile.
Cadı adamı affetmek için bir şart sunmuş:
“Bebeğiniz doğar doğmaz onu bana vereceksiniz.”
Adam çaresiz bir hal içerisinde bu teklifi kabul etmiş.
 
Bebek doğmuş ve cadı hemen bebeği almış adını da Rapunzel koymuş. Bu aynı zamanda marul türünün adıymış.
Cadı kıza çok iyi bakmış. Rapunzel oniki yaşına gelince, dünyalar güzeli bir çocuk olmuş.
Cadı güzel kızı ormanın göbeğinde, yüksek bir kuleye yerleştirmiş. Ancak kulenin merdiveni yokmuş, sadece en tepesinde küçük bir penceresi varmış. Cadı onu ziyarete geldiğinde, “Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını!” der Rapunzel uzun örgülü saçlarını percereden uzatır, cadı da yukarı çıkarmış.

Bir gün bir kralın oğlu avlanmak için ormana girmiş. Şarkı söyleyen Rapunzel’in sesinden çok etkilenmiş.
Bu güzel sesin büyüsüne kapılan Prens, cadının kuleye nasıl çıktığını görüp öğrenene kadar hergün oraya uğrar olmuş.
Ertesi gün hava kararırken, alçak bir sesle "Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını!" diye seslenirmiş. Sonrada kızın saçlarına tutunup bir çırpıda yukarı tırmanmış.
Rapunzel önce biraz korkmuş, çünkü cadıdan başkası gelmemiş ziyaretine. Prens onu şarkı söylerken dinlediğini, sesine aşık olduğunu anlatınca korkusu yatışmış.
Prens Rapunzel'e evlenme teklif etmiş, Rapunzel de kabul etmiş. Rapunzel'in bu yüksek kuleden kaçmasına imkan yokmuş. Akıllı kızın parlak bir fikri varmış. Prens her gelişinde yanında bir ipek çilesi getirirse, Rapunzel’de bunları birbirine ekleyerek bir merdiven yapabilirmiş.
Her şey yolunda gitmiş ve cadı olanları hiç farketmemiş. Bir gün Rapunzel boş bulunmuş ve "Anne, Prens neden senden daha hızlı tırmanıyor saçlarıma?" deyince herşey ortaya çıkmış. Cadı çıldırmış: "Seni rezil kız! Beni nasıl da aldattın! Ben seni dünyanın kötülüklerinden korumaya çalışıyordum!" diye bağırmaya başlamış. Rapunzel'in saçlarını kesmiş ve onu çok uzaklara bir çöle göndermiş.
O gece cadı kalede kalıp Prensi beklemiş. Prens, "Rapunzel, Rapunzel! Uzat altın sarısı saçlarını!" diye seslenmiş. Cadı, Rapunzel’den kestiği saç örgüsünü aşağıya uzatmış. Prens başına neler geleceğini bilmeden yukarıya tırmanmış ve sonra cadıyı görünce kederinden kendini pencereden atmış. Yere düşünce ölmemiş ama kulenin dibindeki dikenler gözlerine batmış. Gözleri kör olmuş. Rapunzel’e gözyaşları dökerek ormanda dolaşıp durmuş. Bir gün Rapunzel’in yaşadığı çöle varmış. Uzaklardan şarkı söyleyen tatlı bir ses gelmiş kulaklarına. "Rapunzel! Rapunzel!" diye seslenmiş. Rapunzel, prensini görünce sevinçten bir çığlık atmış ve Rapunzel'in iki damla mutluluk göz yaşı Prensin gözlerine akmış. Prensin gözleri açılmış ve Prens görmeye başlamış. Birlikte mutlu bir şekilde Prensin ülkesine gitmişler. Orada halk onları sevinçle karşılamış. Mutlulukları ömür boyu sürmüş.