İkisi de birbirini sever sayar, zamanı beraber geçirmekten keyif duyar. Gel gör ki işin adı konulmak istendiğinde genç polis memuru, aşkından kaçar... İşte sebebi...

Bir insan içinde bulunduğu durumun, konumun önemini kavrayabilir mi? Bunlar objektif mi, subjektif durumlar mıdır?

Aileler daha iyi bir yaşam daha iyi bir gelecek adına çocuklarını eğitime yönlendiriyorlar... “Haydi ders çalış” sözünü duyar gibiyiz...

Farklı bir ülke ve farklı bir aile! Bir an için düşünelim... Farklı bir ülkede doğsaydık ne olurdu? Adımız, düşüncemiz ve yaşam şeklimiz... Acaba hangisi doğru?

Metropollerin ve özellikle de İstanbul’un en önemli özelliği hareketi ve ister istemez insanı kendi kurallarının içine çekmesi. İşte onlardan birisi de ACELE etmemiz, ettirilmemiz. Peki neden acele ediyoruz?

Zengin olmak mı, kebap yemek mi? sorusu saçma gibi görünebilir ama yaşanan bir olayı anlatayım kararı siz verin… Anlatılan Taksim’de bir kebapçıda yaşanan diyalogdan alıntıdır…

Tabii ki yargılama değil bizimkisi, nacizane ve biraz da sitem dolu bir soru! Lidyalılara soruyoruz: Neden parayı buldunuz? Para yerine başka bir şey olamaz mıydı?

Süper Lig’de dört büyüklerin ve bazı Anadolu takımlarımızın başkanlarını bilmeyen yoktur? Peki ya Akhisar Belediyespor Kulübü’nün başkanının adını bilen...

Bir tarafımızda terörle mücadele, evinden yurdundan edilen masum insanlar bir tarafta eğlence, yarışma, ne giysem ne yesem ne içsem şovları... Dünyanın türlü türlü halleri...

Dünya üzerinde hayatlar öyle bir noktaya doğru gidiyor ki bilgisayar diliyle adeta sıkıştırılmış programlara dönüyoruz... Yollar aynı ama YET-Mİ-YOR... İstanbul trafiği üzerine bir yazı...

Show more post