Acı ama tarihi bir gerçek... İstanbul’da insan nüfusunun ardından ikinci sırada olan köpekler üç defa adaya götürüldü ve bakın neler oldu?

İstanbul Osmanlı döneminde hayvan sevgisiyle de ön plandaydı. Bu anlamdaki ünü Avrupa’ya yayılmıştı... İstanbul sokaklarında binlerce köpek yaşar, insanlar da onlara yemek verir ve hamile olanlara barınmaları için kapı önlerine imkan sağlardı...

Sokakları köpeklerden temizlemek için ilk hamle Sultan II.Mahmut’tan geldi. Vapurlara toplanan köpekler Hayırsız Ada’ya (Sivriada) sürüldüler. Ancak fırtına çıktı ve köpekleri taşıyan vapur geri dönmek zorunda kaldı.
İstanbul halkı da köpeklerin sürgün edilmesine karşıydı. Padişaha yapılan başvuruların sonunda bu karardan vazgeçti.

Ve ikinci girişim Sultan Abdülaziz döneminde oldu. Köpekler toplanarak gemilerle yine Hayırsız Ada’ya gönderildi. Halk bu duruma isyan etti. Tepki olarak İstanbul’un çeşitli yerlerinde yangınlar çıkarıldı. İkinci bir emirle köpekler yeniden şehre getirildi.

II. Abdülhamit ise farklı bir yol izledi. Köpekleri sürgüne göndermek yerine onlarla beraber sağlıklı yaşamayı tercih etti. Kuduz hastalığı ile mücadele için dünyanın üçüncü Kuduz Enstitüsü’nü İstanbul’da kurdurdu.

Meşrutiyet’in ilanı ve yönetimde yaşanan değişiklikler sonrası köpeklerin de kaderi değişti. Suphi Bey’in İstanbul Şehremini olduğu 1910 yılında İstanbul köpekleri için kesin bir sürgün kararı alındı. Avrupalı görünme kaygısıyla köpekler sorun olarak görüldü ve toplatıldı. Ardından da 80 bin köpek kafeslerle tıkıldı, mavnalara yüklenerek Hayırsız Ada’ya götürüldü.

Marmara Denizi’nde İstanbul’a yakın olan Hayırsız Ada çıplak ve sadece kayadan oluşan bir alandı. Tek bir dikili ağaç yoktu. Köpekler ölüme terk edilmişti. Köpekler bir süre sonra açlıktan birbirlerini parçalamaya başladı. Onların inlemeleri ve acı sesleri İstanbul sahillerine kadar ulaştı. Çığlıklar duyanların hafızalarından silinmedi. Bir süre sonra sesler kesildi. Çünkü adada açlıktan tüm köpekler öldü.

NOT: Suphi Bey’in (Utanmaz adam) bu eylemini sonrasında övünerek anlattığı belirtilir... Sonrasında bu adaya hayvanseverler tarafından anıt yapıldığını da belirtelim.