“Empati kurmak”, “Karşıdakini anlamak”, “Hoşgörü” gibi kavramlar bu devrin lügatında çok duyulur ama uygulamada sıkıntı vardır...

2000’li yıllar ve hele de bu dönemler en ufak eleştirinin bile cezalandırıldığı bir zaman dilimi haline geldi.
Sistemi, düzeni, siyasetçileri ve olayları irdelemek, hicvetmek için yapılan karikatürlerde bile kalemler kırılıyor, soluk yargıda alınıyor... İşte günümüzde göremediğimiz empati ve sempatiyi Cumhuriyet döneminde Mustafa Kemal Atatürk’ün bir anısında görüyoruz...

İşte o olay:

Atatürk’e hakaretten sanık bir köylü hakkında kovuşturma yapılır. Durumu Atatürk’e bildirilir.
Kendisine küfür ettiği için mahkemeye verileceği söylenir.
Atatürk sorar:
"Ben ne yapmışım ona" der.
Soruşturma evrakını inceleyen o dönemin bir bakanı cevap veri:
"Gazete kâğıdı ile sardığı sigarayı yakarken kağıt tutuşmuş da ondan."
Atatürk bakana sorar:
"Siz hiç gazete kağıdı ile sigara içtiniz mi?"
Bakan "Hayır…" der.
Atatürk devam eder: "Ben Trablus’ta içmiştim. Pek berbat şeydir. Köylü gene bana az küfretmiş. Siz bunun için köylüyü mahkemeye vereceğiniz yerde ona insan gibi sigara içmeyi sağlayınız."

Bİ'SORU DAHA?

Osmanlı döneminde insani bir cemiyet kurulmuştur. Amaç, savaş alanında yaralanan ve ya da hastalanan askerlere hiçbir ayrım gözetmeksizin yardım etmektir.

Kuş kanatlarına benzer bir araçla Galata Kulesi’nden uçup Üsküdar Doğancılar’a indiği yazılıyor ve çiziliyor… Peki olay gerçek mi?