Yaşar Kemal’in sanat anlayışı nasıldır?

Halk insanı ve usta kalem Yaşar Kemal sanat anlayışını 1971’de Abdi İpekçi’ye verdiği röportajda çok detaylı bir şekilde anlatır. İşte Yaşar Kemal’in sanata bakışı...

Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, 1971 yılında Yaşar Kemal ile bir röportaj yapar. Röportajda Yaşar Kemal çocukluğunu, sanatını ve sanat anlayışını şöyle açıklar;

“Ta çocukluğumdan bu yana, kendimi bildim bileli, okur-yazar değilken bile şiir söylerdim. Sonra folklor çalışmaları yaptım. Röportajlar yazdım. Hikâyeler, romanlar yazdım.

Çalışma tarzım gösteriyor ki, halktan yana, halkla birlikte işini gören bir sanatçıyım.
Benim kişiliğimi ve sanatımı halktan ayırmak mümkün değil.
Yirmi yedi yaşıma kadar halk içinde, halkla birlikte çalıştım. Yani bir kol emekçisiydim.
1951’de İstanbul’a geldiğimde, elimde bir Kitaplık hikâye vardı.

Örneğin, benim dünyaya çıkmış ilk eserim ‘İnce Memed’ değildir, ‘Bebek’ hikâyesidir. Önce Fransızcaya çevrildi, sonra İngilizceye, İtalyancaya, Rusçaya, Romenceye, birçok dillere (...)

17-18 yaşlarımda bende sol düşünce belirmeye başlamıştı. Sanatım onunla tay gitti, yani paralel.
Ben iki şeye inanırım. İki şeyin sonsuz gücüne, sonsuz yaratıcılığına, sonsuz değişimine; halk ve doğa.
Sanatımı halkımla birlikte, onun büyük yaratıcılığı ile birlik olarak, onun için yaparım. Politikam da sanatımdan ayrılmaz.
Halka kim zulmediyorsa, etmişse, halkı kim eziyor, ezmişse, onu kim sömürmüş, sömürüyorsa, feodalite mi, burjuvazi mi... Halkın mutluluğunun önüne kim geçiyorsa ben sanatımla ve bütün hayatımla onun karşısındayım.
Benim sanatım, içinden çıktığım sınıfın yani proletaryanın çıkarlarının emrindedir.
Ben etle kemik nasıl biribirinden ayrılmazsa, sanatımın halktan ayrılmamasını isterim.
Bu çağda halktan kopmuş bir sanata inanmıyorum.”

SAYGI VE ÖZLEMLE...

Bİ'SORU DAHA?

Topraktan kazandı, filme yatırdı, kadına şiddete parmak basmak istedi ve New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü aldı.